Someone from skiakru

Someone from skiakru
@Someonefromskiakru
okuduğum tüm kitapları giremedim üşeniyorum. bundan sonrakileri giricem artık. infp/ sagittarius
Aşk ulaşamayacağın birini abartarak, onun kafandaki ideal kişi olduğunu sanarak tutkuyla bağlanmaktır . Aradaki engeller ne kadar artarsa bu yanılsama o kadar tutkulu olacaktır. Nasıl tarih öncesi atalarımız doğum olayını çözemediği için kadınlardan tanrı yaratmışsa, biz de yolumuzun kesiştiği birini yaşamımızın vazgeçilmez kişisi sanarak, neredeyse ona tapınmaya kadar varan bir bağlılık yaratmışız. Kanımca aşk, o ilkel abartma duygusunun günümüze kadar gelmiş halidir."
Sayfa 315·Kitabı okudu
Reklam
Ah david keles david
Derinden bir iç geçirdi David. İki su damlası gibi durulaşan mavi gözlerini konuğuna çevirerek sordu: "Bu kadar iyi bir insan, böyle bir kötülüğü nasıl yapabilir, anlayamıyorum." "İnanç" dedi Esra duygusal ama ne söylediğinden emin bir sesle, "Bazen insanların gözlerini kör ediyor. Farklı olana hoşgörü gösterilmesini engelliyor. Kendinden olmayanların ölümünü, yok edilmesini doğal, hatta gerekli bir olaymış gibi gösteriyor."
Sayfa 241·Kitabı okudu
Basit fikirlere varamayan ve onları etkili bir şekilde ifade edemeyen Connel başta diğer öğrencilerin yanında aşağılık duygusuna kapılıp ezilmişti, sanki yanlışlıkla kendisini katbekat aşan bir entellektüel seviyede bulduğunu bu yüzden en basit konuları anlamakta bile yoğun çaba harcadığını düşünmüştü; sonraları dersteki tartışmaların niçin bu kadar soyut olduğunu ve metinden örnekler içermediğini merak etmeye başlamış, insanların çoğunun verilen okumaları yapmadığını fark etmişti. Bu insanlar her gün üniversiteye geliyor, okumadıkları kitaplar hakkında hararetli tartışmalara giriyorlardı. Sınıf arkadaşlarının kendisi gibi olmadığını anlıyor şimdi. Fikir sahibi olmak, bu fikirleri güvenle ifade etmek onlar için kolay. Bilgisiz ya da küstah görünmekten korkmuyorlar. Aptal değilseler de kendisinden çok da akıllı sayılmazlar. Hayatlarını başka türlü yaşıyor bu insanlar, Connell onları muhtemelen asla anlamayacağını düşünüyor; onların da kendisini anlamayacaklarını, anlamaya çalışmayacaklarını biliyor.
Ama o zamanlar böyleydi dünyaları. Günlük hayatlarında duygularını öyle dikkatle bastırıyorlar, öyle daraldıkça daralan alanlara sıkıştırıyorlardı ki sonunda en ufak bir olay bile delirtici, korkutucu bir önem kazanıyordu.
Ona kendisi hakkında kötü şeyler söylüyor. Bu sözleri duymak Marianne'in hoşunu gidiyor mu, anlaması zor; duymayı arzuluyor ama bir yandan istemediği şeyleri arzulayabildiğinin de farkında artık. İnce ve sert bir haz duygusu bir anda geliveriyor ve geçtiğinde de hasta hissediyor, ürperiyor Marianne. Değersizsin, diyor Lukas ona. Bir hiçsin sen. Gerçekten kendini hiç gibi, zorla içi doldurulan bir boşluk gibi hissediyor Marianne. Hoşuna gitmese de, böyle hissettiği zaman nedense rahatlıyor… İçine girdiği depresyon öylesine derin ki Marianne'i sakinleştiriyor;
Reklam