Basit fikirlere varamayan ve onları etkili bir şekilde ifade edemeyen Connel başta diğer öğrencilerin yanında aşağılık duygusuna kapılıp ezilmişti, sanki yanlışlıkla kendisini katbekat aşan bir entellektüel seviyede bulduğunu bu yüzden en basit konuları anlamakta bile yoğun çaba harcadığını düşünmüştü; sonraları dersteki tartışmaların niçin bu kadar soyut olduğunu ve metinden örnekler içermediğini merak etmeye başlamış, insanların çoğunun verilen okumaları yapmadığını fark etmişti. Bu insanlar her gün üniversiteye geliyor, okumadıkları kitaplar hakkında hararetli tartışmalara giriyorlardı. Sınıf arkadaşlarının kendisi gibi olmadığını anlıyor şimdi. Fikir sahibi olmak, bu fikirleri güvenle ifade etmek onlar için kolay. Bilgisiz ya da küstah görünmekten korkmuyorlar. Aptal değilseler de kendisinden çok da akıllı sayılmazlar. Hayatlarını başka türlü yaşıyor bu insanlar, Connell onları muhtemelen asla anlamayacağını düşünüyor; onların da kendisini anlamayacaklarını, anlamaya çalışmayacaklarını biliyor.