Bütün azameti ile kurulan ahiret terazisini hayal et. Kitapların uçuşunu ve kitabının sağına mı yoksa soluna mı verileceğini kalbinin korku ile bekleyişini hayal et..
Ölümün ilk durağı kabre çıkar. Kabir zahirde bir tükeniş bir son; batında ise bir diriliş ve bir başlangıçtır. Bedenler, kabirde bir taş yastığa baş koyup yatmaktadır, kemikler ve etler sızlamaya başlamıştır. Sorular ve cevaplar ile bir imtihan başlar. Rabbin kim? Kitabın hangisi? Zamanını nasıl harcadın? Evlatların, malların vs vs... " Soru hesap olmayisar, dünya ahiret koyana/münker nekir ne sorar, tek olacak cümle murad." Artık kişi gerçekten amelî ile baş başadır; dostlar, akrabaları, evlatları onu kara toprağa koymuşlar adeta kaçarcasina da başından uzaklaşmışlardır. Hoca talgını verip gitmiştir. Ölen, başını mezar tahtasına vurmuş, dünyadan göçtüğünü anlamıştır. Çok geçmeden sorular başlar....
Ahiret hayatının kesinliğini idrak etmenin iki yolu bulunmaktadır. Biri, tedavide mahir doktoru taklit eder gibi, peygamberleri ve âlimleri taklit ederek iman etmek, diğeri ise peygamberlere vahiy, velilere ilhamdir.