''Gerçekten de bu durum, onların kendi duygularını bir tür ateşli nesnellikle gözlemlemelerini sağlıyordu. Ve bu fırsatlar karşısında kendi güçsüzlüklerini açıklıkla görmemeleri çok enderdi. Uzaktaki kişinin yaptıklarını ve davranışlarını tam olarak düşünmeye zorlanmaları ilk fırsatı veriyordu onlara. O zaman, o kişinin zamanını iyi değerlendirmemiş olmasına yanıyorlardı; onun zamanıyla ilgili daha iyi bilgi edinmekte ihmalci davrandıklarından, seven kişi için sevilenin zamanını nasıl değerlendirdiğinin tüm keyiflerin kaynağı olmadığına inanmış gibi yapmaktan ötürü kendini suçluyorlardı.''
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
''elim ayağım
epeydir kimin kime ne anlattığını bilmiyorum
adında hem ekmek hem gül geçen kimseyi görmedim
tanımıyorum
ben biraz yavaş
günde beş defa hiçbir şey yapmayan biri
ben biraz en üzgün baharatlara fena meyilli
mümkünse haşhaş
yoksa benzeri sözcüklerle de kırabilirim kalbimi
diyelim zencefil
diyelim hatmi''
''elim ayağım
taşıma düşman beğendirmekle geçirdiğim o günlerde
ben iyiyim de kalbim delik
ben iyiyim de burası doğu
ben iyiyim de çevrem kötü diye tarif edildiğim her yerde
bu farz dedim
bu farz
bu kesmediğim şeyleri uzatıyorum sanmanızdaki uzun kusur
bu kalbinizin kenarındaki yavaşlık
cümlelerimi yarım
beni duman eden her neyse onun adına
bu nasıl mümkün ki
önce gözlerimden başladım ben konuşmaya
akşamını gördüm dünyanın
merak kuşku ve bekleme yerlerini
hayatın beni tahtaya çıkardığı bir sabah
kırıldı dünya soğuktur diye yazdığım o kalem
o ayna''