Nurcan Erkul

Forer etkisi
"Şimdi insanların çoğu kısmen de olsa burcunun özelliklerini taşıdığına inanır. Peki, burçların ya da baktırdığımız falların genellikle karakterimizle uygun şeyler söylemesinin nedeni ne? Aslında bu soru 1950'lerde de merak konusuydu. Psikolog Bertram Forer'in bu konuyla ilgili bir fikri vardı ve o fikrinin geçerli olup olmadığını test etmek için ilginç bir deney yaptı. Bir gün sınıfındaki öğrencilere sınav sonuçlarından kişilik analizlerini elde edebilecek yeni bir yöntem geliştirdiğini açıkladı. Tüm öğrencilere de üstünde isimlerinin yazılı olduğu kapalı zarflar verdi ve zarfın içinde yazan kişilik özelliklerinin kendilerini ne kadar iyi tanımladığını 1 ila 5 arasında puanlamalarımı istedi. Öğrenciler büyük bir merakla kendileri için özel hazırlanmış analizleri okudular. Forer'in o gün sınıfta elde ettiği or talama puan kaçtı biliyor musunuz? 4,26. Yani Forer'in geliştirdiği yöntem kişilik analizinde oldukça iyi sayılırdı." Hem Belen hem de Kayra Tesla'ya cevap vermek ya da itiraz etmek için hazır bekliyorlardı. Ama henüz ortada itiraz gerek. tirecek bir durum yoktu. Tesla devam etti. "Peki, Forer herkesi tek tek nasıl böyle analiz edebilmişti? Aslında adamın yaptığı şey çok basitti. Forer'in kapalı zarf içinde verdiği metin tüm öğ renciler için tıpatıp aynıydı ve bir astroloji metninden rastgele alınmıştı. Bence çok zekice bir fikir... Peki, öğrenciler bu yazanları niye kendi karakterleriyle özdeşleştirmişlerdi? Çünkü bu metinler herkesin kendisine çok rahat uydurabileceği tipik astroloji metinleriydi. Mesela; Kişiliğinizin bazı zayıf yönleri var ama genelde bunları telafi etmeyi başarıyorsunuz ya da kendi yararı- nıza çevirebileceğiniz halde kullanmadığınız bir kapasiteye sahip- siniz gibi cümleler yazmıştı. İşte arkadaşlar, herkes için geçerli olabilecek kadar
Sayfa 49·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Nurcan Erkul

, bir kitap okudu
Puan vermedi·272 syf.·
24 günde okudu
·
2024 12. kitabı
Berrak Yurdakul
7.8/10 · 1.129 okunma
" "Meditasyon sırasında ansızın korkuya kapılmak, sık rastlanılan bir durumdur" dedi Mama Nono. "Düşünceler ilk olarak bilinçaltında ortaya çıkarlar ve bir düşünce yığınının duygusal yükü bazen düşünce henüz kendini bilinç düzeyinde göstermeden evvel sızıntı yapar. Yani siz düşünceyi düşünmeden evvel ona eşlik eden duyguyu hissedersiniz. Aslında bu yalnızca meditasyon sırasında değil, günlük hayatınızda da ara sıra başınıza gelir, ama fark etmezsiniz. Aniden ve sebepsiz bir korku duyarsınız veya kendinizi birdenbire üzgün, melankolik, yıkık, umutsuz ya da tam tersi neşeli, umut dolu hissedersiniz. Görünürde bu duyguları tetikleyecek bir neden yoktur. Neden, bilinçaltında oluşmakta olan düşüncede yatar. Ortaya çıkan duyguya kapılmadan sakin bir şekilde zihninizi izlemeye devam ederseniz, bir süre sonra altta yatan kendini gösterecektir. Nedensiz oluşmuş gibi görünen duygular kimi zaman kıpırdanıp ortaya çıkmaya hazırlanan bir anıdan da kaynaklanıyor olabilir. Bazen de korkunun nedeni yalnızca hepinizin ortak korkusu olan 'bilinmeyen korkusu' olabilir. Duyguların kaynakları ne olursa olsun meditasyon yapmak size bütün duyguları onlara kapılmadan ve onlar tarafından yere serilmeden, rahatça taşımayı öğretir.". "
Sayfa 230·Kitabı okudu
Sakin ve Telaşsız Bir 'Tek Başınalık'
" Meditasyona En Büyük Öğretmen denilir ve bu şanlı isim ona boşuna verilmemiştir. Meditasyon zihniniz için soğuk bir duş gibidir. Onu yıkar, temizler, kendine getirir. Bu sayede algılarınız açılır, anlayış kapasiteniz artar ve zihniniz daha esnek bir hale gelir. Zamanla kalbinizdeki sevgi ve şefkat ortaya çıkar, mükemmel bir ebeveyn veya örnek bir hoca gibi hoşgörülü, anlayışlı, bilge olursunuz. Hepiniz sevginin ne kadar gerekli ve önemli olduğunu biliyorsunuz, kendinize ve başkalarına sevgi dolu olmaları yönünde sürekli telkinlerde bulunuyorsunuz. Ne yazık ki sevgi, 'Sevgi dolu olmalıyız' diyerek ortaya çıkarılabilen bir duygu değildir. Sevgi, kendini anlamaktan doğar. Kendi doğasına dair derin bir anlayışa kavuşan kişi, affedebilme özgür lüğünü kazanır. Kendini anlayan kişi, kendini geçmişe dönük olarak ve geleceği kapsayarak affeder. Kendini tüm kalbiyle affedebilen kişi, başkalarını, hayatı ve ölümü de affeder. Tüm insanların acılarıyla, korkularıyla, yaralarıyla, hatalarıyla, arzularıyla ve sevilme, beğenilme ihtiyaçlarıyla kendisine benzediğini gören kişi hoşgörüyle, sevgiyle ve şefkatle dolar. Meditasyon minderi, sizi bu anlayışa götürecek olan yerdir. Orada kişinin zihniyle ilişkisi sonsuza dek değişir. Meditasyon sizi efendi, zihni köle yapar. Meditasyon yapmak için mindere otururken sahip olduğunuz zihin yapısıyla, meditasyon bittiğinde sahip olduğunuz zihin yapısı aynı değildir. Siz genellikle bunun kısa vadede farkına varmazsınız, ama her oturuşta sahte kişiliğinizle olan ilişkiniz de değişir. Meditasyon, sahte kişiliğin kibrini yakup, küle dönüştürür. Ayrıca, meditasyon sayesinde hayatın zorluk- larına daha kolay katlanabilecek, her şeyi büyük bir özgüven ve cesaretle karşılayabilecek güce kavuşursunuz. Yaşamla daha uyumlu hale geldiğiniz için
Sayfa 222·Kitabı okudu
"Mama Nono biraz ötemizde köpeğiyle oynayan bir adamı işaret etti. "Şuna bir bak!" dedi. Adam elindeki topu atıyor, köpek topun peşinden ok gibi fırlıyor, yere düşer düşmez hatta çoğu zaman havada- topu kapıp sahibine geri getiriyordu. "Eğer zihninden geçen her düşüncenin peşinden koşarsan, sen de o köpek gibi olursun" dedi. "Zihninin ortaya attığı her duyguyu, her düşünceyi kovalamayı bırakman gerekiyor. Bir köpek gibi değil, bir aslan gibi olman gerekiyor. Aslana birisi top attığı zaman, aslan topun değil, topu atanın peşine düşer. Bir aslana yalnızca bir defa top atabilirsin." Durakladı, bana muzip bir bakış attı. "Artık düşüncelerinin ve duygularının çaresiz kölesi olmayı bırakmalısın!" dedi. "Bundan sonra bir aslan gibi hareket etmeli, topun peşinden koşmayı bırakmalı ve gözlerini topu atana çevirmelisin. Kaynayan düşüncelerini sessizleştirmeyi, kabaran duygularını sakinleştirmeyi öğrenmen gerekiyor." Durakladı, bana muzip bir bakış attı. "Artık düşünceleri nin ve duygularının çaresiz kölesi olmayı bırakmalısın!" dedi. "Bundan sonra bir aslan gibi hareket etmeli, topun peşinden koşmayı bırakmalı ve gözlerini topu atana çevirmelisin. Kayna yan düşüncelerini sessizleştirmeyi, kabaran duygularını sakin leştirmeyi öğrenmen gerekiyor." "Elimden geleni yapacağım" dedim. "Sana söz veriyorum." "İnsanın gerçek anlamda yaşamaya başlayabilmesi için önce kendisiyle ilgili hakikatleri görmesi gerekir" dedi. Arkasına yaslandı, yüzünü güneşe doğru döndü ve gözlerini yumdu. "Hakikati kim istiyor?" diye mırıldandı. "Insanlar avuntu istiyor, oyuncak istiyor..." Ben de onu taklit ederek arkama yaslandım, gözlerimi yumdum, kendimi onun söyledikleri üzerinde düşünmeye bıraktım. Kısmen romanımın kahramanıyla karşılaşmış olmanın verdiği heyecandan, kısmen anlattığı konunun
Sayfa 32·Kitabı okudu