Selam Arkadaşlar! Sabahattin Ali'yi “Kürk Mantolu Madonna’yla” tanıdım ve diğer kitaplarını da okumama rağmen Kuyucaklı Yusuf , diğerlerine nazaran açık arayla önde artık benim için. Öncelikle okumayı düşünenlere tavsiyem düşünmeyin arkadaşlar alın ve okuyun net. hele de rafta okunmadan beklemeyi hiç hak etmeyen bir eser . Nitekim sınav haftama denk gelmese bir günde bitebilecek bir kitap fakat elimde üç günde bitti. Boşuna Türk Klasiklerinde yerini almamış dedirten bir solukta okunabilecek enfes bir eser. En son beni, “Bağrı Yanık Ömer” bu kadar etkilemişti fakat bu kitap bambaşka...
Buram buram bizim kültürümüz kokan eserleri okumayı gerçekten çok sevdiğimi okudukça anlıyorum. Böyle kaliteli eserler okurken neticesi nasıl bitmiş olursa olsun,” iyi ki okudum be! “ demeyi seviyorum. Kitaptaki her karakter aslında geçmişte de günümüzde de şahit olduğumuz tiplemeler, fakat neden hala bazı adaletsizlik ve paranın, kör olası paranın, insanlara neler yaptırdığını ne gibi imtiyazlar sağladığını gördükçe imreniyorum. Kitabı okurken bazen ,” Hiç mi ,hem güçlü hem yürekli biri yok şurada? “dedirtti. Günümüzdeki sorunlara da dedirttiği gibi.
Her karaktere ayrı duygu ve sempatiyle okudum .Kızdıklarım ,sevdiklerim , haksızlıklarıyla midemi bulandıranlar ,derin üzüntü duyduklarım vd. Özellikle Yusuf’a çoğu zaman sempati duymakla berber suskunluğu ve istikrarsızlığına çok kızdığım zamanlar da oldu .
Yusuf küçük yaşta anne ve babasının canice öldürenlere direnirken bir parmağını kaybeder belki o parmağından ötürü bilirsiniz vücutta kalıcı hasarlar o günü aynı şekilde hatırlamak için güzel bir araç .Yeri geldiğinde Yusuf’un bu kadar sessiz bu kadar soğukkanlı durup içine kapanık olması beni rahatsız etse de içinde kopan fırtınaların o parmağının verdiği kötü anı olsa