Karışınca gövdem yurdun topraklarına
Ruhum uçar ırkımızın bayraklarına,
Varlığın sevgisi onlara taşır;
Kendisi de ay-yıldıza belki karışır.
Bir gün gelip ırkımızın Gürbüz erleri
Adım adım dolaşırken kutlu yerleri
“«Vaktiyle bir Atsız varmış...» derlerse ne hoş!
Anılmakla hangi bir ruh olmaz ki sarhoş?
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir. Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir; Kahramanlık: Saldırıp bir daha dönmemektir.
Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından Koşaradım gitmeli onların arkasından. Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.
Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmek doğanlık... Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık; Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık: Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir. Bunun için ölüme bir atılış gerektir. Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...
KIZIL ELMA uğrunda kılıç çekince kınından
Bahtiyarlık denen şey artık geçmez yakından;
Mesut olup gülmeyi sök, çıkar hatırından.
Belki öldükten sonra bir parça güleceksin.
Türk duygusu her Türkçüye en tatlı kımızdır; Türk ülküsü candan da aziz bayrağımızdır.
Bayrak ki onun gölgesi Bozkurtları toplar; Bayrak ki bütün kaybedilen yurtları toplar.
Nerden geliyor? Tanrıkut'un ordularından! Lâkin bize bir beyt okuyor kutlu yarından:
Darbeyle gönüllerde yatan ülkü silinmez! Atsız yere düşmekle bu bayrak yere İnmez!...
6/7 Aralık 1973