Kitabın dili o dönemden kaynaklı tabii ağır, günümüzde sıkça kullanılmayan kelimelerden dolayı başlarda hem dilinden hem de biraz olayların yavaş alınmasından dolayı kitapta ilerlemekte zorlandım ama sonra kitap su gibi akıp gitti hele de sonlara doğru sayfalar meraklı bir şekilde hızlıca çevirilerek okundu. Kitaptaki isimleri okurken biraz da kafanız karışabilir. Örn: Makbule, Mahmure, Mebrure... Ama bunlar çok küçük tatlı şeyler tabii. Çalıkuşu gibi bir başyapıt kesinlikle. En sevdiğim kitaplar arasına girdi. Birçok insan mutlu sonları sever ama ne hayat ne de yaşanılan hep mutlu sondur... Bense yapmacık mutlu sonlardan hiç hoşlanmam. Bu yüzden Reşat Nuri Güntekin'i çok severim çünkü mutlu son yapabilecekken realist bir şekilde olaylara daha hayatın içinden yapmacıksız, gerçekçi ve de olgun bakış açısıyla bakıyor. Biraz da kendimi Lamia'nın yerine koyarak incelemeyi bitirmek istiyorum. Lamia'nın yerinde olsam bu kadar sevmeme rağmen hem de bu çok sevdiğim adamdan bir çocuğum olmasına rağmen onun aldığı o asil ve gururlu kararı alabilir miydim? Bilemiyorum bu çok zor. Ama kesinlikle bu kararı almak isterdim. Yani Lamia benim yapamadığım ama yapmak istediğim o zorluğu ne büyük bir asaletle göğüsledi. Kınalı yapıncak Lamia'yı da Çalıkuşundaki Gülbeşeker gibi çok sevdim. Güçlü duran, zorlukları göğüsleyen benim harika kadınlarım.