Der ki, bizler mutluluğumuzu değişmez bir şekilde, kendimizi dış ve maddi dünyaya atarak arıyoruz; oysa mutluluğumuz ancak kendimizde, çoğunlukla hiçbir harcamma yapmayı gerektirmeyen hayatın yalın zevklerinden alabileceğimiz deri tatminde bulunabilir.
çünkü hep yere atmak istediğimiz bir yükü sürgit taşımak istemekten
daha aptalca bir şey var mıdır? Varlığından tiksinmek, ama
yine de ona bağlı olmak...