Kitabı az beğendim. Dili çok yavan alıntı çok az, gerçek bir sanat eseri veya bilimsel eser olabilecek bir nitelikte değil, yaşadıklarını ve kendisini etkileyen kısımları elinden geldiği kadar anlattıgı bir kitap. Ayşe Duman ile yüzyüze görüştüğümüzde konuşmaya vakti olmadıgı için zannediyorum kitaplarını önerdi ilk bunu okudum ardından da "dolunayın özgür kadınları" nı okuyacağım. 1,5 2 gün gibi bir sürede hızlıca bitti zaten harfler büyük ve satır arası boşlukları fazla.
Yazar kadın dogum uzmanı kendisine gelen hastalara tanı konulamadıgında aslında sebebin gayet psikolojik oldugunu farketmiş ve resmen bu noktada ilerlemelerini anlatmış kitapta. Açıkcası bir psikoloji lisansına sahip olması durumu gözümde daha etik kılabilirdi. Ama ben sözde egitimlerden, madalyalardan vs daha cok hakikatin peşinde olan biriyim ve bilginin kaynagının resmi yollar olması cok ilgilendiğim bir mevzu değil, halihazırda günümüzün diplomalı bilgisizleri ile dolu bir topluma geldiğimiz de göz önüne alınırsa hakikatin okullardan değil de hayattan geçtiğini fikrine daha çok hak verebiliriz.
Ayrıntılı değil son derece özet geldi, regl agrısı ile ilgili bilimsel araştırma yapmak istiyorum ama araştırmama ekleyebilceğim bir kısım olmadı ne yazıkki... Genel bir fikir verdi. Muhafazakar düşünce yapısındaki insanların da ilgisini cekecektir eser mutlaka.
Biraz da içerikten bahsetmem gerekirse... Kadın olmak, kadın olmayı reddetmek, kadın olmayı yük görmek, sırf kadın oldugu için kadınsı hallerden dolayı kısıtlanmak ve aşağılanmak kadının özünü incitiyor, yıpratıyor kadın kimliğimizle barışamadıgımızda ise vücut sinyal vermeye başlıyor. Örneğin PCOS, sebebi bilinemeyen mantarlar, sebepsiz kısırlık, hamileliğin gerçekleşmemesi, vajinismus gibi... Yazar özetle hastalarında bu durumların üstesinden