Her bir insanın hikâyesi, bizi kendi başımızdan geçen olaylar kadar ilgilendirirdi. Yeter ki kendi gerçekliği içinde kavransın. Her hikâye, sonuçta insan varoluşunun bir hikâyesi değil miydi? Ve akıp giden hayatın?
Arkalarında bıraktıkları dehşetten kaçan insanların başına garip garip şeyler gelir. Kimi çok acı ve zalim...ama kimi de öyle güzel ki, inançlar tekrar tutuşur, sonsuza dek dayanır.
İnsanların genellikle istediği, ihtiyaç duyduğu şeylere karşı bir ilgisizliği vardı onun. Acayip, sessiz bir hücrede tek başına oturup, o sakin gözlerinden dışarıya, dünyaya bakıyormuş gibiydi. Yabancıydı dünyaya. Ama yalnız bir insan değildi.