Biz kuzeyliler soğuk nevaleler olarak tanınıyor olabiliriz ama bizde her zaman diğer ülkelerde olmayan bir şey vardı. Mutlak bir eşitlik. Mutlak bir adalet. Ama şimdilerde onu mahvetmekle meşgulüz.
Son derece ağır başlayıp aynı tempoda ilerledi. Polisiye seven bir okur olarak beklentimi karşıladı diyemem. Olay örgüsü ve kurgu çok basit, katil kim çok bariz anlaşılıyor. Peşmerge gibi 50 kişinin yaşadığı bir malikanede olan abuk bir cinayet. Kalabalık dediysem; gelinler, damatlar, eltiler, görümceler, torunlar, kuzenler filan bir evde yaşıyor. Çok folklorik bir ingiliz ailesi anlayacağınız. Bu kadar insanı bir yere kapatsanız ister istemez olay çıkar zaten. Çıkmaması imkansız. Cinayet şeklide aşırı komik ayrıca. Kısacası bu kitap bir Nil’de Ölüm gibi değil ama vaktim bol, okurum diyorsanız buyurun.
Yazarın IT ve Mahşer’den sonra sanırım en rahatsız edici kitabı. Her zamanki gibi olaylar yazarımızın büyüdüğü Maine eyaletinde geçiyor ve diğer önemli bir nüans da karakterlerin Derry kasabasında yaşıyor olması. Bazı bölümlerde Pennywıse göndermeleri var. Bu göndermelerden anlayacağımız Kara kule, silahşör ve kaplumbağa King evreninin ne kadar merkezindeyse Pennywıse’da o kadar merkezinde.
Olaylar dört arkadaşın down sendromlu bir çocuğu bir grup aptal zorbanın elinden kurtarmasıyla başlıyor. Bu olayı da her yıl bir av partisiyle Maine ormanlarında kutluyorlar. En son kutlamada ise başlarına tuhaf olaylar geliyor. Ayrıca kendileri de tuhaf tabi. Her karakterin ayrı özel bir gücü var ve bu güçler down sendromlu arkadaşları tarafından veriliyor. Kısacası kendilerini uzaylı istilasının eşiğinde ölüm kalım savaşı verirken buluyorlar.
Genel olarak IT kitabında olduğu gibi geçişler var ve eğer bu türü seviyorsanız okurken sıkılmazsınız. Bu kitapta geçen ‘’Kalpler kırılmak için, fikirler değiştirilmek için yapılmıştır’’ cümlesi bu hikaye için mottom sanırım.