Her şey mahvoluyor. Mahkemelerde hırsızlık, orduda yalnız dayak hüküm sürüyor; yürüyüş talimi, asker kolonileri. Halka zulmediliyor; kültür boğuluyor. Genç olanları, namuslu olanları mahvediyorlar! Bunun böyle yürümeyeceğini herkes görüyor. İp çok gergin, kesinlikle kopacak.
Yiyor, içiyor, uyuyor, uyanıyor ama yaşamıyordu. Hayat onda hiçbir iz bırakmıyordu. Hayatta sessizlikten başka bir şey istemiyordu; bu sessizliği ise ancak ölümde bulabilirdi.
Alışılmış yoldan bizi çıkardılar mı her şeyi mahvolmuş sanırız; oysa burada yeni, daha iyi bir hayat başlamaktadır. Hayat varoldukça mutluluk da vardır. İleride çok, çok şeyler var.
Gözlerini dört açıp uzaklara baktığı halde aradığı şeyi ayaklarının dibinde bulan bir adam gibi hissediyordu kendini. Hayatı boyunca çevresindeki insanların başları üzerinden boşluğa bakmıştı, oysa gözlerini dört açması değil, yalnızca önüne bakması yeterliydi.