Oturduğu yerde kalıp ne kadar kuvvetli olursa olsun, isteğine boyun eğmedi, çünkü alıp başını gitmek ve bir mağaraya eskiden beri isteğiydi, çoktan bildiği bir şeydi. Ama daha bilmediği, bir insan kokusuna, surun ardındaki kızınki gibi şahane bir kokuya sahip olmaktı. Bu kokunun mülkiyetini, hemen ardından kaybı ile korkunç derecede pahalı ödeyeceğini bilse de, mülkiyeti ve kaybı, ikisinden de bir kalemde vazgeçmekten daha çekici görünüyordu gözüne, çünkü ömrü boyunca hep vazgeçmişti.