“Ama artık hepsi bir değil mi?” Diye düşündü. “ orada olacak şeylerden, burada olan şeylerden bana ne? Hayattan ayrılmak niçin bana böyle acı geliyor? Demek ki hayatta, benim anlayamamış olduğum, hala da anlayamadığım bir şeyler var.”
O zaman napoleon’un sürüklediği bütün o Lehler, Westphalia’lılar peşine takılıp Rusya’ya gelmezlerdi; biz de Avusturya’da Prusya’da nedenini kendimiz de bilmediğimiz bir dövüşmeye gitmezdik. Savaş bir eğlence değil, dünyanın en iğrenc şeyidir; bunu anlamalı savaş oyunu oynamamalı. Bu korkunç zorunluluğu sıkı ve ciddi olarak ele almalı.
Artık bu savaşın önemini anlıyordu. Bugün gördüğü her şey, şöyle bir bakıp geçtiği yüzlerdeki bütün o ciddi, ağır ifadeler, kendisi için yepyeni bir ışıkla aydınlanmıştı. Gördüğü bütün insanlardan taşan yurtseverliğin o gizli sıcaklığını anladı. Bu da ona insanların ölüme neden böyle rahatça, hatta düşüncesizce hazır olduklarını açıkladı.
“Aşk!.. Bana gizemli güçlerle doluymuş gibi gelen o kızcağız. Hem onu nasıl da sevmiştim… Aşka dair, ikimizin mutluluğuna dair şairane hayaller kuruyordum. Gençlik!” Diye yüksek sesle söylendi. “ onun sadakatini sağlayacak ideal aşka falan da inanmıştım. Masalların narin güvercini gibi yolumu gözleye gözleye eriyip bitecekti. Oysa bütün bu işler çok daha basit, bütün bunlar dehşetli basit, iğrenç!