Orada duruyorlar ve gülüyorlar. Beni anlamıyorlar. Ben kulaklara uyan ağız değilim. İnsanlar gözleriyle işitmeyi öğrenmeleri için kulaklarını mı patlatmalı? Öğütleyenler, şaklabanlar gibi yaygara mı yapmalı? Yoksa tepinenlere mi inanıyor bunlar? Güvendikleri bir şeyleri var. Bu güvendikleri şeyin adına ne diyorlardı? Ona kültür diyorlar.
“Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.”
Özdemir Asaf
Hangi yolu tutarsam tutayım, mukadderat düş ile sefahatin tuhaf çiftleşmesini benim aracılığımla açıklamak ister gibi, onca şama tasıyla, beni or*spularla yıldızların arasına fırlatır.