Havva’yı takip etti tabi ki meyveyi yedi.
Meyve Ademin üzerinde garip bir etki bıraktı. Gözleri, Havva’nınkiler ve benimkiler gibi parlamadı. Narı yutmakta zorlanıyormuş gibi yutkundu. Tadı acıymış gibi gözlerini kırpıştırdı.
“ee?” diye sordu Havva. “Görüyor musun? Anlıyor musun artık?”
“Ah! tabi ki anladım.”
Meyveyi yere fırlattı.
“Beni kandırdın. Bu ölümcül günahı işlemem için beni baştan çıkardın. Şimdi ben de Her şeye gücü yeten’nin gazabına uğrayacağım. “
Havva’nın gözleri kısıldı. “Ne öğrendin? Eşit olduğumuzu, bir bütünün uyum içinde yaşaması gereken iki yarısı olduğumuzu mu? Bu dünyanın bir parçası olduğumuzu ve bizi beslediği için değer vermemiz gerektiğini mi? Sorgulamak ve Bilgeliğe kavuşmak, bir gün bizzat tanrılar olarak yaşayabilmek için aklımızı kullanmamız gerektiğini mi?