Beni çok yalnız bıraktın,anlıyor musun? Üstelik ben bu yalnızlığı senden gizleyeyim diye kıvranırken, sen beni avucunda tutmak azmiyle nelere el atmadın.
Kendilerini yalnız ve kimsesiz sananlar, çevrelerinde dostlar gördükleri zaman nasıl bir inşirah duyarlarsa Ayşe de onu duyuyor, gönlünün âh u zâr ile dolu olmasına rağmen yaşamaktaki zevki tadıyordu.
Eskiden olsaydı Ayşe bu sözlere gönlünün tâ içinden kırılırdı. Fakat gönlü kırıla kırıla toz haline gelmiş, kırılacak tarafı kalmamıştı. Hayatın âh u zâr ile doldurduğu bir kalb, yine hayatını kırdığı birisinin, çok yakın birisinin istihzalarından yüksünecek değildi ya.
Bazen bir sevgili için her şey bırakılır yüzbaşım. İnsan bir öfke ânında arkadaşını, bir buhran dakikasında kendisini öldürebildiği gibi, aşk denen hastalığın şiddetlendiği bir sırada da istikbalini, hâlini, mazisini, her şeyini feda edebilir.