Beni çok yalnız bıraktın,anlıyor musun? Üstelik ben bu yalnızlığı senden gizleyeyim diye kıvranırken, sen beni avucunda tutmak azmiyle nelere el atmadın.
Zaman akıp gidiyor, siz yeni yeni şeylerle ilgileniyorsunuz, onları hiçbir zaman unutmuyorsunuz. Benim çıkıp gideceğim ânı geciktirmeyi hiç düşünmüyorsun. Eve yabancılar geliyor: Artık size bakmama da imkân kalmamıştır. Etrafımı saran şüphe havasından kurtulmak için kaçıp gitmem gerektiğini anlıyorum. Eskisinden daha heyecanlı, daha yaralı, daha deli bir halde sizden ayrılıyorum. Ayrılır ayrılmaz da o korkunç yalnızlığın içine düşüyorum. Bana destek olacak hiç kimseye rastlamadan, bir an rahat yüzü görmeden bu yalnızlığın içinde çırpınıp duruyorum.
İnsanı doğru yoldan saptıran şeyler zevk, tabiat veya şehvet duygusu değildir; insan toplumun bizi alıştırmış olduğu birtakım hesaplar ve tecrübelerden doğan birtakım düşünceler yüzünden baştan çıkar.
Belirsiz bir heyecanla kıvranarak kendi kendime: "Ben de sevilmek istiyorum," diyor ve etrafıma bakıyordum. Fakat bana sevgi ilham edebilecek ya da sevgime layık olabilecek kimseyi göremiyordum.