“Beni bildiğin şekilde öv, çünkü haksızlığa uğramadıkça hoş geçimliyimdir. Zulme uğrarsam eğer, zulmüm de çetindir, tadı Ebû Cehil karpuzu gibi acıdır.”
فإذا ظُلمتُ فإن ظُلْمي باسِلُ مُرٌ مُذاقَتُه كطَعْمِ العَلْقمِ أثْني عليّ بِما علِمتِ فإنني سَمْحٌ مُخالقَتي إذا لم أُظُلمَ
Arap şairi : Antera B. Şeddad....
Bir insanın kaderi, dağdaki patika gibidir: bazen çıkar, bazen iner, bazen de dibi görünmeyen bir uçurumun başına gelip durur.Insan tek başına böyle bir yolda ilerleyemez ama birleşenler, birbirine omuz verenler her engeli aşarlar.
...
Romanları ve oyunculuğu ile Türkiye’de ve dünyada büyük ilgiyle takip edilen Bahadır Yenişehirlioğlu bu kez şaşırtıcı bir romanla çıkıyor okurlarının karşısına.
Her şeyi geride bırakıp çekip gitmek kolay mı? Kurmak için yıllarca uğraştığı düzeninden bir çırpıda vazgeçebilir mi insan? Geride bıraktıkların ne olacak? Sorumluluklarını ne yapacaksın? Gözünün içine muhabbetle bakanlar ne yapacak sensiz?
Peki ya hayallerin? Gerçekten yaşadığın hayatı istiyor musun? Bu kısacık ömrünü başkalarının istediği gibi mi sürdüreceksin? Benliğini bulmak için hiç mi uğraşmayacaksın? Gidebilirsen eğer, gittiğin yerde seni neler bekler? Gidemezsen kimdir aslında bunun sorumlusu?
Üsküdar’ın sırtlarından İstanbul’u sessizce izleyen o ev, içinde Antikacı Cemil Bey’in hikâyesiyle birlikte neler barındırır?
Dün ve bugün arasında geliş gidişlerle ilerleyen hayat insanı sonunda nereye çıkarır?
Bir yanıyla babasının izdüşümü bir yanıyla onunla hesaplaşması bitmeyen bir karakter olan Cemil Bey’in yaşadığı esrarengiz bir geceyle bütün hayatı adeta yeniden kurulur.
Belki aradığımız şey, bakmaya hiç cesaret edemediğimiz yerdedir.
Bahadır Yenişehirlioğlu, Antikacı‘da sarsıcı bir kendiyle hesaplaşma hikâyesini bir Türkiye panoraması üzerinden ustalıklı bir kurgu ve etkileyici bir üslupla anlatıyor.