“Aptallığın seyircileri değil işbirlikçileri olur. Bu nedenle karşılarında kayıtsız kalamayıp bir şeyler yapmak isteriz. Aptalın öğretmeni değilsiniz. Durumları değiştirin kişileri değil.”
Aptallık tarihsel değişikliklere rağmen her daim var olmaya devam eder, bunun yanı sıra hiç durağan değildir.Herhangi bir durumu -onlarınki de dahil-iyileştirmek için yaptığımız her şeye körlemesine karşı çıkan çok özel direniş mekanizmaları vardır.Sizin argümanlarınızı her defasında sözümona ince düşünceleriyle boğmaya çalışarak iyi niyetinizi tehditle, yumuşaklığınızı şiddetle karşılayıp, kendi bireysel çıkarlarını bile baltalayan bir körlükle ortak faydaya karşı koyarlar.
İnsan zamanı bir döngü izlemiyor; onun yerine dümdüz bir çizgide ileriye doğru gidiyor. İnsan bu yüzden mutlu olamıyor; mutluluk yinelenmeye duyulan özlemdir.
… Torino’daki otelinden çıkan Nietzsche, bir arabacının atını kırbaçladığını görüyor. Atın yanına gidiyor, kollarını hayvanın boynuna doluyor ve gözyaşlarına boğuluyor. Bu 1889’da oldu.O sırada Nietzsche de insanların dünyasından elini eteğini çekmişti. Başka bir deyişle, tam akıl hastalığının patlak verdiği sıralar. Ama tam da bu nedenle, yaptığı harekette derin anlamlar buluyorum ben; Nietzsche attan Descartes adına özür diliyordu. Deliliği ( yani insanlıktan son ve kesin kopuşu) at için gözyaşlarına boğulduğu an başladı. (Descartes, hayvanları hareket eden bir makine olarak görüyordu.)