Kitsch, ölümü perdelemek için kullanılan bir paravan. Totaliter Kitsch’in kapsadığı alanda bütün cevaplar önceden verilmiştir ve bu her türlü soruyu imkansız kılar. Demek ki, totaliter kitsch’in gerçekten karşısında olan kişi soru soran kişidir. Kısacası; yüzeyde anlaşılabilir bir yalan; altında yalanın içinden kendini belli eden açıklanamaz, anlatılmaz bir gerçek…
“Ben” de özgün ve benzersiz olan şey, bir kişide düşlenemeyen ne varsa onun içine gizlenir. Düşleyebildiklerimiz herkesin başkaları gibi yaptığı şeyler, insanların ortak yanlarıdır ancak. Bireysel “ben” alelade olandan farklı olan, yani önceden tahmin edilip kestirilemeyen, peçesini, örtüsünü sıyırıp açmak, fethetmek gereken şeydir.
“Orta Avrupa’daki yönetimlerin sadece günahkarların eseri olduğunu düşünenler temel bir gerçeği göz ardı ediyorlar demektir; suç üzerine kurulu bu yönetimler günahkarlar değil, cennete giden tek yolu bulduklarını sanan coşkulu yandaşlar tarafından kurulmuştur. Bu yolu öylesine yiğitçe savundular ki bunlar, sürüyle insan öldürmek zorunda kaldılar. Sonraları ortada cennet falan olmadığı anlaşıldı,demekki coşkulu yandaşlar birer katıilden başka bir şey değildiler.Derken herkes yönetimi savunanlara bağırmaya başladı: Ülkemizin başına gelenlerden, onun özgürlüğünü kaybetmesinden, adalet önünde işlenen suçlardan siz sorumlusunuz!
Suçlananlar cevap verdi: Bilemedik! Aldatıldık!
Peşine düştüğümüz hedefler hep bir parça sislerle örtülüdür. Evliliği özleyen genç kız bilmediği bir şeyi özler. Ün peşinde koşan gencin ün denen şey hakkında en ufak bir bilgisi yoktur. Attığımız her adıma anlamını veren şey o adım hakkında hiçbir şey bilmememiz gerçeğidir.
Aşırı uçlar, ardında yaşamın sona erdiği sınırlar demekti ve sanatta da politikada da, aşırılığa duyulan tutku, ölüme duyulan örtük bir özlemdir aslında.