the son

the son
Kamu sektörü
Doktora öğrencisi
Ankara
73 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
8/10
·200 syf.·
2021 41. kitabı
Oldukça büyük emek ve araştırma gerektiren Sunay Akın’ın “Onlar hep oradaydı” adlı kitabı sayesinde, daha önce duymadığım ilginç bilgiler edindim: -Bikiniye niçin bikini denilmiştir? -Bikini ile atom bombası arasında ortak bir yön olabilir mi -1934 yılında 157 yaşında vefat eden Zaro Ağa’nın bu kadar uzun yaşamasının sırrı neydi? -Kuzey Amerika’ya Avrupa’dan göçmen taşıyan ilk gemi olan “Mayflower” da kaç yolcu vardı ve bu gemi Atlas Okyanusu’nu kaç günde geçti? -İstanbul’da “Caddebostan” ismiyle bildiğimiz muhitin orjinal adı neydi? -Osmanlı hanedanına mensup kadınların da memleketten çıkarılmasının arkadında yatan olay neydi. Nasıl böyle bir karara varıldı? ( Bu bilgi beni şok etti resmen, “düşene bir daha vurmak” diye bir şey eskiden varmış demek ki!) Kitap esasen “Kızılderili lerin, Meluncanların atalarının Türkler olduğu, aynı kökten geldiği) şehir efsanesini yıkıyor. Ben ikna oldum en azından:) İstanbul-Ankara otoyolunda Kocaeli nde Gültepe Tüneli ile Korutepe Tüneli arasında “Prof. Dr Mustafa İnan Viyadüğü” var. Mustafa İnan’ın dramatik hikayesi bu kitapta. Ayrıca şunu da ilave etmek isterim. “Harita niçin sadece bir harita değildir” sorusuna anlamlı ve ibretlik açıklamalar için bu kitaba bakınız. “Onlar hep ordaydı” çeşitli anekdotlar üzerinden bizleri; ırkçılık, çevre, barış gibi kavram ve değerler üzerinde düşünmeye davet ediyor. Son olarak naçizane bir eleştirim olacak:Yazılan her kitap içeriği ne olursa olsun saygıyı hak ediyor bu ayrı, ama kitapta (aynı başlık altında) verilen bilgiler anekdot lar vb arasında bazen bağlantı kurmakta zorlandım. Benim izlenimim bu en azından. Sunay AkınSunay Akın
Onlar Hep OradaydıSunay Akın · Çınar Yayınları · 20021,368 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sen mutluydun, Anne. Tuhaf bir mutluluktu bu; ama mutluydun ve ben, bir kara sevdanın kara mutsuzluğundan kopan bir sesle türkü söylerdim sana tek göz evin loşluğunda.
Sayfa 33 - Ötüken
Hey, düşlere gebe zaman! Gündüzlerime gecelerim katıldı. Sis. Sisler içinde kaybolan deniz. Kimsenin görmediği dağlara yağan kar. Karanlık ormanlar içinde peri şenliği. Ve pusuda yatan canavar!
Sayfa 60 - Ötüken
Hiç kimse ağlamasın ardımdan, Güzel kadınlar acımasınlar bana. Yalnızlığımda ben ne aç, ne sefil; Bozkırda gelincik, sazlıkta karanfil Güller çöl ortasında duacı bana
Sayfa 97 - ÖTÜKEN
9/10
·344 syf.·
2021 40. kitabı
“Ölü Evinden Anılar”da Dostoyevski bizlere Alaxander Petrovida Goryanchikov üzerinden cezaevi içinden izlenimlerini, gözlemlerini, suç, ceza adalet kavramları ile ilgili görüşlerini anlatıyor. Yazar, cezaevinde karşılaştığı bazı mahkum tiplerinin kişilik, karakter ve suçlarını mükemmel bir tasvirle anlatıyor. Genellikle toplum tarafından ihmal edilen görmezden gelinen bir dünyaya ( cezaevi ) bizleri sokarak adeta oradaki havayı bizlere yaşatıyor. Eğer bir yakınınız vb cezaevinde olup ziyarete gitmişseniz oradaki havayı, şartları az çok anlarsınız. Dünya hali, herkesin başına gelebilir. Orası da farklı bir dünya değil. Toplumun bir parçası, aslında görülmek istenmeyen hakiki yüzü. İşte yazar bizi bu gerçek üzerinde düşünmeye zorluyor. Kitaptan bir çok sonuç çıkarılabilir ama ben kendi adıma, kitaptan aldığım en önemli mesajı paylaşmak isterim. Cezaevleri nin dünyanın neresinde olursa olsun, fiziki şartlar, mahkum profilleri ne kadar farklı olursa olsun, ortak bir dili ve kültürü var: Hastanesi, koğuşları, çalışma yerleri, mutfağı, yönetim tarzı, kişilikler ve karakterler ..Aynı benzer şartlar, sorunlar... Kitabı okumaya ve üzerinde düşünmeye değer!
Ölü Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Öteki Yayınevi · 200018,6bin okunma