O telaşla, bırakın Paris yolunda ılık rüzgârlara taratmayı
saçlarımızı,
Sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz..
Gözümüzle saatte söyleştik hep,
Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.
"Belki en güzel yılın olur bu. Yaraların kabuk bağlamaz, hayat buna izin vermez. Ama korkma. Onları nasıl saracağını daha iyi öğrenirsin belki. Gittiğin her şehir kucaklamayabilir, yine de bilirsin ki döndüğünde seninle sohbete oturacak bir evin var burada. Gidenlerin gülüşleri aklına düşer, kimsenin sesini unutmazsın, öfkeye yenik düşmez anıların. Gün konuşarak doğar, gece sessizlikle batar. Belki yaz erken gelir. Olur ya, her yürüyüşünde, insanların önemsiz bulduğu o küçük anlardan birine rastlarsın yol kenarında. Saatine her baktığımda duvarlar kaybolur. Belki de bu yıl en güzel yılın olur."
Hayatta en zor şeylerden biri size kötülük etmiş insanların bunun niye yaptıklarını nesnel ve doğru olarak anlayabilmek, bize kötü ve duyarsızsızca davrananların yerine kendimizi koyabilmektir!
Hayatta şefkatli bir kadın kadar güzel şey yoktur. Dostuna karşı şevkatli olan biri eşine karşı da şevkatli olur. Tek çare şevkat. Şevkat görmek, şefkat göstermek. Ve ihtimam. Sonra ahenk. Sonra huzur…