O telaşla, bırakın Paris yolunda ılık rüzgârlara taratmayı
saçlarımızı,
Sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz..
Gözümüzle saatte söyleştik hep,
Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.
Ben mantığıyla hareket edebilen kızlardan değilim. Bu konuda Müjde Ar‘dan bile gurursuzumdur, Türkan Şoray olmayı hep başkalarına bırakırım. Tabii Türkan Şoray olmayı seçen kızlar, filmin sonunda hak ettikleri temiz sevgiyi bulurken, ben zavallı bir Müjde Ar müsvettesi olarak-üstelik göğüslerimde hiçbir vakit onunkiler kadar dolgun olmamıştır- filmin bittiğinde, “Son” yazısı yüzümün üstüne düştükten sonra bile ağlamaya devam ederim. 
Bir araştırma yapmışlar; bir sürü çocuğa ev resimleri çizdirmişler. Bacasından duman tüten ev çizen çocukların aslında aile özlemi çeken çocuklar olduğu ortaya çıkmış. 
Tüm ayrılık ve özdeşimleri, sevgi ve nefret, rekabet ve işbirliği ilişkilerini, belli başlı hayat dönemeçlerindeki (evlilik ve boşanma, ebeveyn olma, okula başlama, ergenlik, hastalık ve önemli kayıplar, mesleğe-işe başlama vb.) başarı başarısızlık, ilerleme gerileme, katetme geriye düşme, insiyatif alma ya da kantlanma ve tökezlenmeleri, oldukça geniş bir yelpazede zuhur eden onca içeriği çerçeveleyen ve kontrol eden bir biçim olarak Oedipus karmaşası.
En dayanamadığı şey buydu işte. Durmadan kabahat işleyen kabahatlinin cezasız kaldığını görmek ve buna katlanmak. Elini ardına koymamalıydı kimse bu konuda. Her vatandaş suçluların cezalandırılmaları konusunda bir şeyler yapmalıydı ki bunlar böyle ellerini kollarına sallayarak dolaşmasınlar.