Kitabı bitirdiğimde bu kadarını beklemiyordum. Bizi hayvanlardan ayıran en temel özellik düşünmek ise neden kitaptaki senaryonun birebir aynısını yıllardır yaşıyoruz? Bahsettiğim sadece son 20-30 yıl değil. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan beri olan bir döngü bu. Her yeni gelen, yaptıklarıyla eskisini kötülüyor, daha iyiye gittiğimizi söyleyip duruyorlar. Bizler de buna inanıp peşinden gidiyoruz. Sonra bir başkasıyla aynı döngü en baştan başlıyor. Kitaba geri dönecek olursak ben tabikide söylemlerime Napolyon ile başlamak istiyorum. Tam bir diktatör zihniyeti... En başta kimsenin işine karışmaz, sistemin oturmasını bekler. Her şey yolunda giderken güç dengeleri oturduğunda, kendi zevkleri ve hırsları ortaya çıkar. Gücü sever, yasaları kendi çıkarlarına göre kolayca değiştirir ve kendini halktan soyutlar. Sözde halkın yanındadır; peki, halkın arasına karışmadan "halkçı" görünmesini sağlayan kimdir? Tabii ki günümüzün sosyal medyası, gazeteleri ve haber kanalları, yani kitaptaki Squealer.
Taraflı medya dediğimiz tam olarak budur. Kendi hayatı mükemmel olduğu için efendisinin (Napolyon) her dediğini halka gerçekmiş gibi dayatır. "Çok iyi durumdayız", "Geçen yıla göre daha verimliyiz" gibi bir sürü asılsız söylem... İşler kötüye gittiğinde ise halkın başka seçeneği kalmasın diye hemen muhalefeti suçlarlar. Buradaki muhalefet de Snowball oluyor; her şeyi düşünen ve hayata geçirmeye çalışan, ancak en küçük sarsıntıda sürgün edilmeye mahkûm bırakılan bir figür.
Beni asıl şaşırtan ne biliyor musunuz? Hayvanlar düşünemez ve geçmişi hatırlamazlar, bu yüzden hatalarını tekrarlamaları mantıklıdır. Peki ya bizler? Bu hataları neden yüz yıldır tekrarlıyoruz? Sebep aslında bence belli korku. "Ya daha kötüsü gelirse?" korkusu... Ancak bunu denemeden asla bilemeyiz.
Hayatta her