Sükûnet

“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Rusya, Çar baba ve Rusya ana çiftleşmesinden doğmuş bir ülke idi. Böyle bir düğünü mümkün kılan da "Hıristiyan ortodoksisi"nden başka bir şey değildi. Yani Ruslar ve Rusya için asli unsurun ne olduğu sorulduğunda verilecek nihai cevap "ortodoksluk" olurdu. 1917 Bolşevik ihtilali Rus milletinin hayatını asli unsur dışında bir değerler manzumesi uyarınca düzenlemek istedi. Ama İkinci Dünya Harbi'nde Almanlar Rusya'yı işgal edince Rus milletini bolşevizm adına savaşa sokmanın imkansızlığı hemen farkedildi. Çünkü bir millet kendini ancak asli unsuru hesaba katıldığı zaman müdafaa edebilirdi. Resmi ağızlar ordunun kızıl olduğunu beyan ediyordu ve fakat mahzenlerden gizlice Çarlık döneminin sancakları çıkarıldı. Sıradan Rus askerleri ortodoks ruhlarının mekanını savunmaya canla başla katıldı. Alman ordusu İkinci Dünya Savaşı'ndaki ilk yenilgisini Volgograd önlerinde tattı. Bir kez mahzenlerden çıkarılan Çarlık dönemi sancaklarının mahzenlere hemen iadesi kolay olmadı. Çünkü Ruslar varlıklarını bir bakıma bunlara borçluydu. Sancaklar bir daha mahzenlere dönmedi ve bu olay Sovyetler Birliği'nin sonunu hazırlayan etmenlerin sürükleyicisi oldu. Demek ki sancaklar mahzenlere tarihin bir cilvesi olarak kilitlenebilmektedir. Ama o kilitler şu veya bu sebeple bir kez kırıldıktan ve sancaklar altında zafer kazanılan işaret olma vasfını kazandıktan sonra onları geri göndermek mümkün değil. Tıpkı diş macunu tüpünü sıktıktan sonra macunu tüpe geri sokmanın mümkün olmayışı gibi. İslâmî temayüllerin hangi amaca hizmet etmesi gerektiği konusundaki kararsızlık hissi gözlerden saklanamıyor. Müslümanlar Müslümanlıklarına sahip mi çıkacaklar, yoksa Müslümanlıklarının kullanılmasına göz mü yumacaklar?
1000Kitap
23 Nisan Kutlu Olsun Çocuklar
🇹🇷 Size de dünün çocukları 😉
Yıkılıyo Buralar
İğrenç bir başlık oldu, değil mi? Yönetimin bize sunmuş olduğu da tam olarak böyle bir gürültü. Gürültü diyorum; bir sebebi olmalı. *(İki dans modeli düşünün ve dans eden iki çift**. İkisinde de müzik yok; sadece hareket eden iki çift partner var. Bir çiftin dansı anlaşılmaz, deyim yerindeyse tepinen bir hareketler bütünü. Diğer tarafta ise nezaket ve ahenk içinde, eşit bir koreografiyle; sanki beden ve ruhlarının gizemli bir şekilde müzik üretmesi gibi. “The and” <<— bu iki kelime buraya ne kadar uyduysa, bazı paylaşımcı kullanıcılar da o kadar uydu. Maalesef ölüyoruz; ölen bedenlerimiz olsa ne güzel. aklımız, ruhumuz ... buradan sonraki devam yazısını sildim . Bakıyorum, yazmanın da bir manası yok. En az 150 ülkede binlerce yazar, düşünür, araştırmacı vs. Yüz binlerce kitap yazdı neye yaradı ? Felakete giden biz dünya insanı ya da toplumu, ne fark eder.
1000Kitap