Şirketler, bankalar aslında kendi felaketlerini hazırlıyorlardı ama bunun farkında değildiler. Arazi verimliydi. Açlıktan ölmek üzere olan insanlar yollarda dolaşıp duruyordu. Ambarlar tıklım tıklım buğday doluyken fakirlerin çocukları raşitik büyüyordu. Yaralar çıkarıyor, pellagra hastalığına yakalanıyorlardı. Büyük şirketler açlık ve öfke arasındaki çizginin bıçak sırtı kadar incecik olduğunun farkında değildi. Ücret diye harcanabilecek paralar, gaza, tüfeğe, ispiyona, kara listelere, silah eğitimine harcanıyordu. Otoyollar üzerindeki insanlar karıncalar gibi gidip geliyor, iş arıyor, bir lokma yiyecek arıyordu. Öfke mayalanıyordu yavaş yavaş.
İnsanlarımız iyi insanlar. İyi yürekli bir halk bizim halkımız. Tanrıya dua edin de, günün birinde iyi yüreklerin tümü yoksul olmasın. Tanrıya dua edin ki günün birinde çocuklarımız yiyecek bulabilsin.
Mal sahipleri derneği günün birinde duaların kesileceğini biliyor.
Son, o işte.