«2 kere 2 ne eder?» sualine «4 eder!» cevabini veren bir adamin bedâhet güveniyle ve 2 kere 2'nin 4 etmedigi, ne ederse 4'ün o olduğu sezisiyle söylüyorum ki, hayat, bu tek tek ânlarin yapistirma çizgisinden ibâret, girisi ve çıkışı azap iki nokta arasi bir tüneldir; ve ne mutlu onun giris noktasindan günesi batmaz aydinliga geçebilenlere!
Ah bu baş; Maraşli Kisakürek ogullarindan ve son ucu Zülkadir Hânedanina dayalı bir sülâleden gelme Mehmed Hilmi Efendi' nin torununa ait bu bas, ileride neler, ne yükler tasiyacaktir!..
Zorla kaldırıp başimin altina yerlestirdigim yastiga gömülmüs, oglumun başucuma biraktigi «Kafa Kâgidi» başlikli deftere bakiyor ve düsünüyorum:
Allahin ancak bu kadarini yazmama izin verdigi ve daha nicelerini kulu ile kendi arasinda biraktigi bu hâller, bende, 1934, derken 1944 ve peşinden 1952, 57 ve 61 buhranlarindan sonra en siddetlisi ve devamlisidir; ve dogrudan dogruya Seyhimin ve bagli bulundugum Yol Büyüklerinin tasarrufu neticesidir.
Her defa tokati atan ve sonra beni selâmete ve hattâ arttrilmis bir kuvvete çikaran, Allahin izniyle onlardir.
Bu yastan sonra dünya selâmeti ve kuvvet artisı düsünülebilir mi, bir sey diyemem ama ilâhi kudrete sinir biçemem.
Allah'in, dogrudan dogruya kurtardigi, içtimai tesirden fert fert kurtulmalari için ruhlarina idrak nuru ve ellerine vasita manivelâsi verdigi seckinler müstesna... Bu nesilleri eskilerden ayird eden keskin bir sinir çizgisi vardir; o da yanlişlarin yanlisı olarak «Arap harfleri» diye isimlendirilen Islâm harflerinin atilmasi ve yine en kaba yanlis hâlinde «Türk harfleri» dedikleri Lâtin alfabesinin alinmasi...
Ve varlikla yoklugun destani gibi, her şeyin bir gelip bir gittigi bu âlemde, hiçbir seyin mutlak mânada kaybolmadığına ve gitmis, gelen ve gelecek her seyin her birine mahsus bir hayati olduguna sahitlik etmektedir.