Sude

Puan vermedi·479 syf.··
2024 3. kitabı
ölü canlar ve ölü sayfalar. 1) GOGOL' UN RAHATSIZLIĞI VE BUNUN ÖLÜ CANLAR KİTABIYLA BAĞLANTISI Gogol'un "Manik depresif psikoz" diğer adıyla "Bipolar bozukluk" adındaki bir hastalığı vardı. Bu hastalığın gerek akademik gerek sosyal hayatı ne kadar ciddi bir biçimde etkilediğini hepimiz biliriz. Gogol da bu hastalıktan çok çekti; Manik durumdayken müthiş enerjik oluyordu; sanat gücü, yaratıcı düşünceleri doruğa ulaşıyordu. Ama sarkaç öbür tarafa geçtiğinde her şey kararıyordu. Tabii o dönemde ruhsal hastalıklara tanı koymak çok zor olduğu için Gogol'a tedavi de uygulanmıyordu. Sadece ıslak çarşaflara sarmak, papaz tarafından insafsız bir oruç uygulamak gibi geleneksel ve korkunç yöntemler kullanılıyordu yazarımıza.. Tabii bu yöntemlerin hiçbir faydası olmadığı da ortadaydı. Yazar, ilk krizini 1840 yılında, 31 yaşındayken Roma'da yaşadı. 1846 yılında durumu öylesine ağırlaştı ki, kendini asmak ya da göle atlayıp boğulmak biricik çıkar yol gibi görünmeye başladı gözüne. Zamanla nöbetler hem sıklaştı hem şiddetlendi. İkinci krizinde Gogol "Alışılmış" diye adlandırdığı hastalığına yönelik şöyle açıklıyordu durumunu: "Alışılmış, dönemsel hastalığımın tutsağıyım yine: İki üç hafta boyunca odamda kımıltısız kalıyorum. Kafam odunlaşıyor. Dünyayla bütün bağlarım kopuyor." Son krizini ise 1851 yılı Aralık ayı ile 1852 yılının Ocak ve Şubat aylarında yaşadı. İki gün boyunca ağzına tek lokma bir şey koymadan, kutsal tasvirlerin önünde diz çökmüş ola­rak durdu. Üzerinde uzun süredir çalıştığı büyük romanı Ölü Canlar'ın ikinci cildi kendisini dehşetli rahatsız ediyor­du. İlk cildinde birbiri ardınca olumsuz tipler sergilediği romanının ikinci cildinde olumlu tipler sergilemeyi ve sevgili Rusya'sının geleceğine umutla bakılabileceğini göstermeyi umuyordu. Ama bulamadı romanına
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.

Sude

, bir kitap okudu
Puan vermedi·479 syf.··
2024 3. kitabı
Nikolay Gogol
7.9/10 · 29,4bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2024 2. kitabı
KÜRK MANTOLU MADONNA İNCELEMESİ - Dikkat Spoiler içerir! İlk olarak 1943 yılında kitap haline gelen bu eser Sabahattin Ali'nin 1940-1941 yılları arasında Hakikat gazetesinde "Büyük Hikaye" başlığı altında yazdığı 48 bölümlük seriden oluşmaktadır. Ayrıca torpili olmayanlarının devlet dairesinde iş bulamadığı, dönemin Türkiyesine de siyasal atıflarda bulunmuştur. Kitabin konusu bankacıyken işine son verilen yazar eski arkadaşı Hamdinin yardımıyla onun yanında işe girer. Oda arkadaşı Raif efendi nötr mizaclı biridir. En şiddetli olaylara bile sükunetle karşılık verir.Hasta yatağında son günlerini yaşayan Raif efendi yazardan tuttuğu günlüğü yakmasını ister. Yazar ancak okuduktan sonra bunu yapacağını söyler ve Kürk mantolu madonna hikayesi başlar. Raif güzel sanatlara merakı olan biridir. Savas yılları babası meydanın boş kalmasından endişe eder ve onu okutmak ister. Almanya'ya gidip sabun yapımının inceliklerini öğrenecek ve Türkiye ye dönüp fabrikanın başına geçecektir. Berlinde bir sergide gördüğü Maria Puderin portresi olan kürk mantolu madonna resmi istemsiz bir şekilde onu kendine çeker. Raif sadece yüreğinin peşinden gider. Sabahattin Ali'nin en cok okunan eseridir. Ara ara sıkıcı yerler olsada genel itibariyle sürükleyici ve bir lokmada yutulacak kitaplardandır. Zaten telif hakkı da kalktığı için uygun fiyata bulabilir, sevdiklerinize hediye edebilirsiniz. Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
Puan vermedi·330 syf.··
2024 1. kitabı
Dikkat efendim, spoiler vardır!!! Polisiye değil AŞK!!! Aslında daha önceki yazılarımda da spoiler vardı ancak belirtmenin bu denli önemli olduğunu yeni fark edebildim kusura bakmayınız. Bazı okur arkadaşlarımız bu konuda hassas sanırsam. Artık ben de bu ibareyi koymaya karar verdim. Bir inceleme yazmadan önce diğer incelmelerini okumaya çalıştım ve yazı dilinin basit olmasının çok eleştirildiğini gördüm ancak bu benim için eleştirilecek bir şey değil çünkü her insanın bir okuma ve yazma tarzı vardır ve bana göre en süslü en iyidir en basit en kötüsüdür gibi bir çizgi yok. Bu biraz alıcı satıcı meselesi. Çok çok ağır dili olan insanları çoğu zaman gerçekten anlamadan anladığımızı zannederek okuyoruz ama bu yüzden onlara kızamayız. Aynı şeyi basit dilde yazan kişiler için de böyle düşünüyorum. Herkesin bir tarzı vardır ve bunları genel bir iyiye kötüye yerleştiremeyiz bana göre ancak tabi ki kişisel fikirlerimizi söyleyebiliriz. Ancak benim eleştireceğim bir kısım kitabın bana saçma gelen bahanelerle uzatılması ve gazeteci ile Mehmet'in arasında mantıksız bağ oldu. Birazcık önemsenmemiş gibi hissettim ancak yine de bunları bende kitabın asıl konusunu kaybetmeme neden olması. Sayfa sayısına bakacak soluk almadan bir oturuşta nefessiz bitirdiğim bu kitabın incelemesini çok büyük bir zevkle yayınlayacağım. Dün ben adeta bir kitabı yedim. Tadını damağımda kalbimde ve zihnimin en kıvrımlı yerlerinde hissettim. Herkese oturup harika bir kitap okudum diye anlatmaya başladım. Ah o çarpıcı son... Zülfü Livaneli anlatımı ve dili diye bir şey var. Hem çok ağır bir dil kullanmadan yazanlara benzetebileceğiniz hem de biraz ilerleyince hayır bu farklı diyeceğiniz. Kitabın dili ve anlatımı için gerçekten söyleyebilirim ki soluksuz okudum. En güzel imgeler bile
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,7bin okunma