Burjuvazi egemenliğini kurduğu her yerde feodal, ataerkil, kırsal tüm ilişkileri yok etti. İnsan ile doğal lideri arasındaki girift feodal bağları acımasızca koparıp attı ve insan ile insan arasında salt çıkardan, duygusuz “peşin para”dan başka bir bağ bırakmadı. Dini vecdin, şövalyevari coşkunun, dar kafalılığın melankolisinin kutsal ürpertilerini bencil bir hesapçılığın buz gibi sularında boğdu. İnsan onurunu değişim değerine çevirdi ve hakkıyla kazanılıp da yazılı olarak güvence altına alınmış sayısız özgürlüğün yerine o tek özgürlüğü, vicdansız ticaret özgürlüğünü koydu. Ezcümle dini ve siyasi illüzyonlarla perdelenen sömürünün yerine pervasız, arsız, dolaysız, vahşi sömürüyü koydu.