Ufacık ömrüme asırlar sığdırmışım.
Bir çift göze bakıp yaşadım sanmışım,
Dertlileri görmeyip derdim var sanmışım,
Meğer ben ne nankör bir insanmışım.
Sudenur Kaya
İnandım dedim sadece. Sanki bedenim başkasına aitti o an. Gözlerimden dökülen yaşlar artık beni boğmuyordu. Ruhum beden kafesinden kurtulmuştu. Özgürlük denilen, bu kadar acımasız olduğunu bilmediğim, o adi durumun pençesine düşmüştüm. Artık özgürdüm. Pardon... Artık özgürlüğün esiriydim...
Sudenur Kaya
Sarı bir uçurtma görüyorum ufuklarda,
Peşinden hırsla koşan çocuklar,
Yağmurla beraber ağlayan insanlar.
Görüyorum hepsini, umursamadan.
Tek yaralı kuşun ben olduğunu sanırken,
Görüyorum hüngür hüngür ağlayanları.
Uçuruma savrulan hayatları,
Görüyorum, nefretle bakanları.
Ruhumun kan akıttığı zaman,
Gökyüzünün sessizliği bozduğu andır.
Kara şimşekler minik bedenleri korkuttuğu zaman,
Son gülün de solduğu andır.
Yorgunluk çökünce bedenime,
Son söz de çıkınca dudaklarımdan,
Duygularımın saklandığı anda,
Ölümün kapımı çaldığı andır.
Ey kara gökler! Duy sesimi.
Duy şu fani sevgilini!
Uçup gidecek bu diyarlardan...
Sustur sende son şimşeğini.
Sudenur Kaya
Bu uğurda kaç can feda
Bu uğurda kaç hayat heba
Bilememki ben neredeyim?
Kan kırmızı bir şehirdeyim.
Göklerde yankılanan sela
Dillerde okunan dua
Bilememki ben neredeyim?
Kan kırmızı bir şehirdeyim.
Bereket kokan toprağa
Zalim girdi o vatana
Bilememki ben neredeyim?
Kan kırmızı bir şehirdeyim.
Kan donduran olaylara
Sessiz kalan tüm dünya
Bilememki ben neredeyim?
Kan kırmızı bir şehirdeyim.
Bir kapı var orada
Yükselir kutlu miraca
Bilememki ben neredeyim?
Kan kırmızı bir şehirdeyim.
Yürekteki bu sevda
Dinmez bir zorbaya
Bilememki ben neredeyim?
Kan kırmızı bir şehirdeyim.