Kitabın alıntılarını gördüğümde seveceğimi düşünüyordum. Ama bu kadar seveceğimi düşünmemiştim.
Aşk kitabı hissiyatı ile başlayıp kendini bulma ve geliştirme ile devam edince çok sevindim. Aşkın romantize edildiği gibi kendini geliştirmenin de romantize edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama günümüzde yapılan şekilden ziyade herkesin bir yolunun olduğunu hatırlatmak ve kendini tanımaya çalışmanın önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.
Kitapta Martinden sonra en sevdiğim karakter Brissenden oldu. Kitaplar dünyasında en sevdiğim karakterler listesinde adı ilk beşte olacak.
Aşk konusunda Ruth çok korkak ve belli bir kalıpta yaşamak isteyen birisiydi. Ailesinin belirlediği eş kriterlerini Martine giydirmek istedi. Ama bu Martin'in ruhuna aykırıydı. Ne kadar acı verici olsa da bu tarz aşklar da bunun yaşanması gerekiyor. Yoksa evlenseler de mutlu olmayacakları düşüncesindeyim. Lizzie onu seven bir karakterdi ama Martin onu ne kadar sevdi tartışmalıydı. Ruth'un ona yaptıklarını o da Lizzie'ye yaptı gibi hissettirdi bana. Onunla evlenmemesi ise Martin'in ruhunu ortaya çıkarıyordu.
Martin'in ruhu ya da beyni hasta değildi. Kendisi gibi olanı bulamadığı için bunları yaşadı. Bu konu da Frankenstein'a benzettim. Ne Ruth'un sınıfına ne de artık Lizzie'nin sınıfına aitti.
Ait hissedemedi ama ait hissetmek istedi.