Ne yalan söyleyelim kitabın beni içine almasını çok uzun süre bekledim. Hatta o kadar ki bi süre ara verip sonra tekrar okumay başladım. İkinci başlamamda artık hiç beklentim yoktu sanırım sadece bitsin istemiştim. Aslında tam olarak burada beni öyle içine çekti ki. Kitabın son 100 sayfasını gözlerim dolu dolu okudum. Kendi arkadaşlıklarımı kendi hayatımı düşündüm sürekli çünkü çok bendi her satır. Büyümeye çalışan bi kadın olmak nasıl hissettiyor işte tam olarak böyle sanırım. Bi yerden sonra artık onların sorgulamalarını bırakıp kendiniz sorgulamaya başlıyorsunuz. Mesela gerçekten tüm insanlar en önemli olanın kendi hisleri olduğunu mu düşünür? Ya da en kötü şeyler hep bizim mi başımıza geliyor? Kendi problemlerimiz hep en kötüsü gibi hissettiyor ama sadece bunu itiraf edince öyle olmadığını anlayabiliyoruz.
Benim için biraz monoton olsa da sonu çok güzel bitti gibi hissediyorum. Bu yazarım okuduğum ilk kitabıydı ve artık