sukran dmr

sukran dmr
@Sukran73
istanbul/Şırnak
3 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Okumak
Okumak Ve Tüketmek-1 Hangi kitabı, neden, nasıl, ne sürede okumalıyız soruları, her birimizin zaman zaman zihninde gezinen sorulardır. Çoğumuz tam anlamıyla aç kurtlarız. Hem o kadar açız ki, elimizden gelse, sürahiden süt döker gibi, kafatasımızı açıp içine kitapları aktaracağız. Ama bu mümkün olmadığı için, biz de bari gözümüzü doyuralım diye belki altından kalkamayacağımız kadar karışık listeler yapıyoruz. Bunda bir sıkıntı yok ama bize fayda sağlamayacak bir şey var ki, rotasız bir şekilde kitap almak. Benim için bu çılgın kitap alma olayı, birkaç sene önce, Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap Listesi ile karşılaşmam, bunu yaklaşık iki ay boyunca taramam, ilgimi çekenleri listeme dahil etmem ve indirime gireni görür görmez satın almam ile zirveye vardı. İnsan acemi olunca, bazı noktalarda kendisi gibi aç gözlü kitap kurtları ile de arkadaş olunca aldıkça alıyor. O zamanlarda da iyi çeviri konusunu önemserdim ama iyi zannettiklerim varmış meğer, bilememişim. Aldığım bazı kitaplar için bu yüzden pişman olmakla birlikte bunların sayısı çok abartılı olmadığı için içim ferah. Size bugün kendi dünyamdan, keşfettiklerimden süzmeye çalışıp bu yazıyı yazmaya karar verdim. Aslında bu yazı aylardır zihnimde, taslak halinde de defalarca yazıldı. Fakat durdu bir köşede. Bir kez daha, bu sefer bitirebilme ümidiyle yazmaya koyuldum. Hepimizin bilmesi gereken bir şey var, bazı kitaplar okunmadan bazı kitaplar okunmamalı. Aslında okunacaklardan ziyade okunması için (bence) "zihnin hazır olması gereken kitaplar"ı yazmak daha doğru geliyor. Çünkü ille okuyun denecek hem yerli hem yabancı edebiyata ait o kadar çok güzel eser var ki, bu nokta ancak sizin kendi karar ve zevkinize göre şekillenmeli. Okumak için hazır olunması gereken eserlerden benim verebileceğim örneklerden
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
BİTMEYEN YAZI - Tecavüzler
Her şey, kötüye gitmeye meyillidir. Ama insanı yaşatan bir umut vardır. ''Her şey bir gün güzel olacak. /Her şey güzel olabilir./ Her şey bir gün güzel olmak zorunda.'' Biz, bu umuda tutunarak yaşarız. En karamsarlığa düştüğümüz anda bile, bu zamanla geçer ve biz yaşamaya devam ederiz. Gündem taciz, tecavüz. Şimdilerde daha süslü bir ifadesi var: İstismar. Düşünüyorum. Yutkunuyorum ama aşina olanlarınız biliyor, ben içindeki şiddeti dışa vuran, bundan rahatsız olmayan, olmak için de bir sebep görmeyen biriyim. Ama bu yazı şiddeti değil, içimde ne yazık ki gökyüzüne salınan uçurtmalar gibi değil de ateşe verilen bir tarlada cayır cayır yanan böcekler gibi, otlar gibi acıtan düşünceleri içerecek. Her insanın içinde az da olsa, miniminnacık da olsa, küçücük de olsa şiddet eğilimi vardır. Misal yüzünüze yüzünüze uçan bir sivrisinek olduğunda bir yapıştırırsınız sivrisineğin son şakası olur. Kim bunu yadırgar? Ama durduk yere gidip bir karıncayı eziyorsanız, siz pislik bir kötünün önde gidenisiniz. Düşündüm de hakaret etmek için it, köpek, yavşak, eşek, ayı, öküz, sığır gibi kelimeleri kullanıyoruz. Beğendiğimiz şeyler için de hayvan adları kullanabiliyoruz; kelebek, kartal, aslan, kuğu, kaplan gibi. O zaman hakaret etmek için hayvan ismi kullanmak artık garipsemediğim bir şey oluyor. Ve o karıncayı ezene it oğlu it demekte ve babasıyla köpekleri tenzih ettiğimi belirtmekte bir sakınca görmüyorum. Ve dahası da gelecek. Şimdi içinizde dalga geçmeden ve bütün samimiyetimle medeni bulduğum bazı insanlar var. İdam olmamalı, insanlar eğitilmeli düşüncesini taşıyan medeni insanlar... Keşke dünya sizin o güzel umudu güzel yüreklerinizde taşıdığınız gibi iyileşebilecek bir yer olsaydı. Keşke eğitim denen olgunun, her şeyi çözebileceğine inansaydım, inanabilseydik. Ama
Arthur Schopenhauer
Her aptal çocuk bir böceği ezebilir. Ama dünyanın bütün profesörleri bir böcek yaratamaz.
HASANKEYF'TE PROFESÖRE KÜRT DİLİ DERSİ (Kesinlikle hepsini okuyun)
6. Sınıftaki Bir Öğrenciden, Dil Profesörü Arkeologa Ders Hasankeyf’teki kazı çalışmasında arkeologlar kazı yaparken bir öğrenci kafilesi yanlarına yaklaşır. Kazılar hakkında bilgi veren profesör Yüzlerce medeniyete beşiklik etmiş olan Hasankeyfi n tarihini anlatırken , çalışanlar bir kadına ait kemik bulgularına ulaşır ve profesörün sözünü kesip incelemesini isterler. Profesör kadının kemiğini incelerken ;dil bilimci başka bir profesör; tarihte kadını ve kadına olan insan dışı muameleleri anlatır. Konu; kadına özgürlüğün başlangıç noktasına gelince Avrupa’daki medeniyetlerden örnek vere vere Orta Doğudaki halkları yerin dibine batırır ; kadının diri diri gömülmesinden başlar günümüzdeki töre cinayetlerine kadar gelir.Oradaki çalışanlar ,öğrenciler ve o öğrencileri oraya götüren hocalar Avrupa’dan gelen profesörü hayranlıkla dinlerken bir öğrenci söz alır. “ Sayın profesör siz bir dil bilimcisisiniz ve Şunu çok iyi biliyor olmalısınız ki ; dil bir halkın tarihini ,kültürünü yansıtır." Profesör “ evet “der Öğrenci; O zaman sayın profesör dünyadaki hiçbir halk Kürtlerin kadına verdiği değeri vermemiştir ve üstün tutmamıştır. Sizin daha 20 yıl önce kadına verdiğiniz değeri ve kullandığınız terimleri Atalarım Yüzyıllar önce kullanmıştır. Profesör ( dalga geçer gibi sırıtır ve devam et der gibi başını sallar) Öğrenci devam eder Dünya üzerinde yok sayılan bir dilin bir halkın mensubu olarak size 4 kelime ile dilimizi kültürümüzü ve açıklayacağım . Başta profesör ve Oradaki herkes şaşırır. 4 kelime ile nasıl anlatılabilir ki bir dilin ve kadının önemi!! Öğrenci ;