Şükrü Akkoca

Şükrü Akkoca
@Sukruakkoca
Tipik Bir Tutunamayan Vakası.. Neresi sıla bize neresi gurbet? Yollar bize memleket! Cats Father..
Lawyer-Inspector-Sworn in CPA
24 okur puanı
Temmuz 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kitap İncelemesi-Gece Yarısı Kütüphanesi
4/10
·296 syf.··
2026 1. kitabı
Kitaptan kısaca bahsetmek gerekirse; yalnızlık, işsizlik, başarısızlık ve parasızlıkla mücadele eden Nora’nın kedisinin (Voltaire) de ölmesiyle intihara yeltenmesi hikayesidir. Haplarla intihara yeltenmesiyle zaman kırılarak başkaca yaşanmamış hayatların perdesi aralanır. Yaşanmamış hayatlar Nora’nın zaten en büyük pişmanlıklarıdır. Hayatının bir yerlerinde müziği, yüzmeyi bırakması… Belki başarılı bir müzisyen belki olimpiyat ödüllü bir yüzücü olabilecekken… Aslında devam etmeyi bıraktığı birçok hay atı deneyimleme fırsatı bulur paralel yaşamlarda. Ama umduğunu bulur mu, tabiki ha yır… Çok satılan kitaplara karşı önyargımı ateşlemese de bir süre uzak kalmam için iyi bir sebep oldu bu kitap aslında. Doğu ve Batı toplumlarının kültür çatışması ve ayrışması bu tür kitaplarda daha çok yüze vuruyor. Batı toplumu acıları bizim için önemsiz ve küçücükken Doğu toplumlarının yüzeysel acıları daha arabesk ve romantik kalıyor. Ama her kitabın ardından yazılmış hikaye bir İnce Memed yahut Uçurtma Avcısı’na yaklaşamıyor. Bu kitapta olduğu gibi SASI ve TATSIZ kalıyor. Daha derinlere inersek Batı’nın bireyselliği onu başarılı kılarken yalnızlığını da derinleştiriyor. Bireyler bireysel anlam arayışlarının arasında aslında hiçbir şeyin anlamının olmadığını düşünüyor, ölmek makul görünebiliyor. Oysa Doğu’da yalnızlık ve bireysellik oldukça sınırlı. Yalnızlık insana ilham verse de hayatın anlamı birliktelikte. Doğu’da insan yalnız kalamıyor. Akraba, dost, komşu ve daha nicesi insanın etrafını şefkatle sarıveriyor. Doğu’daki bu yalnızlığa karşı açılmış savaş bazen insanları birbirine destek olma konusunda da zorbalıyor ama. Akraba ve dost ilişkilerinde bazen yapmacık bir samimiyet ve doğası gereği çekememezlik, çirkin bir dedikodu baş gösteriyor. Ah hayat Doğu’da da Batı’da da çok
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Reklam
Kitap İncelemesi-Bir Filmi Okumak
10/10
·144 syf.··
2025 6. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 02:00
Bir söyleşide karşılaştık kitabın yazarıyla, Abdullah Bey’le. Sinemaya merakım vardı ama nereden başlayacağımı bilmiyordum. Hangi filmi izlemeli, bir filmden ne anlaşılmalı, film nasıl izlenmeli... Ürkek adımlarla gittim söyleşisine, filmleri ürkekçe izlediğim gibi. Bir köşeye oturup izlerken küçük bir ayna verdi elime, kelimelerden yapılmış… Bu ayna artık senin dedi ve ekledi anlatımlarıyla. İzlediğin her filmin aksini bu aynada bulacaksın. Belki de nadiren olduğu gibi film izlerken kendinle karşılacaksın… Yüksek bir yere kuruldu, kurdu bağdaşını. Söyleşiye katılanlara da yanında genişçe bir yer ayırdı. Kuş bakışı tarif etti bize sanatı, filmleri, psikolojiyi, felsefeyi. Ne kadar bilirsen, filmlerin katmanlı yapısı o kadar açılıverir önüne dedi… Onca sohbetin üzerine film izlemek sadece film izlemek değildir. Keyif alınası bir aktiviteden manevi bir tatmin, o başkaca hiçbir şeye benzemeyen sanat tadını almak istiyorsan çokça okumalısın. Freud, Jung, Kant, Spinoza okumalısın. Sinema hepsiyle çok iyi geçinen bir kedi. Gölleri besleyen ırmak…Her ruha iyi gelecek kadim bir ilaç. Yol gösteren bir öğretmen… Bitmedi anlatacağım daha dese de içim aslında azıcık da kitabın hakkını vermek gerek. Sinemaya başlarken okunabilecek çok güzel bir kitap, bir fihrist, bir nüve… İncelikle seçilmiş naif kelimelerle sinemaya çok güzel bir giriş yapıyor. Sinema türlerini, sinemada içeriği, teknikleri anlatırken temel filmler ve kitaplar üzerinden örnekler veriyor. Kitap bittiğinde önünüzde okunacak bir çok kitap ve izlenecek onca film birikiyor. Dedim ya tam bir yol gösterici. Sinema tarihinin aslına uygun ve manalı bir özeti… Sinemaya merakı olan herkesin okumasını tavsiye ederim. Ve kıymetli yazarımız için son söz: Güzel karşılaşmalar ve güzel yollar…
Bir Filmi OkumakAbdullah Kasay · Loras Yayınları · 202410 okunma
Kitap İncelemesi-Kürk Mantolu Madonna
Puan vermedi·168 syf.··
2025 3. kitabı
Ruhumun ormanlarını cayır cayır yaktı Sabahattin Ali’nin cümleleri. Genzimi yakan bir duman içerisindeyim. Yandıkça temizlendim, aklandım karanlık yönlerimden. Bilmiyorum ve belki artık kocaman bir çorak araziyim. Yarın nasıl bir insan olarak uyanacağımı bilmiyorum. Raif efendi gibi herkesten kaçan, dünyadan ve insanlardan uzak mı olacağım yoksa bunu yaptığım için pişman mı… Bir de bu ürkek ellerim, ürkek hislerim hala kaçacak mı belirsiz her halden bilmiyorum. Herkes okuduğu kitaplardan bir an yakalar kendisininkine yakın. Her cümlesi, her hissi Raif efendinin, sanki benim gibiydi. Sevdiklerime ve çevreme karşı cesaretsiz tavırlarım, sorumsuz davranışlarım, her türlü histen uzak yapmacık gülümsemelerim daha da içime batar oldu. Sahi neden kendim olamıyorum, neden eriyorum bir toplumsal düzen içerisinde diye düşünürken ve 5 yıl sonra tekrar bu kitabı elime aldığımda… Ruhumu hırpaladı, farkettirdi, biraz da iyileştirdi… Bilmem bilir misiniz… Sizce bu hikayenin gerçek olabilme ihtimali nedir, ve ne kadarı gerçektir? Mesela Sabahattin Ali’nin öğretmen olduğunu ve mesleğinin ilk yıllarında Almanya’ya devlet tarafından öğrenci olarak gönderildiğini bilir misiniz? Maria Puder yani Kürk Mantolu Madonna diye biri var mıdır? Cümlelerin ruhumun en karanlık yerlerini, en ince yerlerini bile aydınlattığını hissedince yazılanların biraz da olsa gerçek olduğunu düşündüm. Belki de yazarın hayatından bir Madonna geçmiştir… Bazen bir şeylerin gerçek olmasını dilersiniz ya sırf yanılmış olmamak için… Düşündüklerim öyle değil. Bir Madonna geçti hayatından. Tenim gibi hissediyorum. Soğuk gibi, yakan bir güneş gibi hissediyorum cümlelerinde. Bu beni hem daha derinden hırpalıyor hem de yalnızlık hissimi alıp götürüyor ılık bir rüzgar gibi… Keşke daha uzun yaşasaydın. Her yaşta ve
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,2bin okunma
Kitap İncelemesi-Gazap Üzümleri
Puan vermedi·556 syf.··
2025 1. kitabı
Kitabı okumaya başladığım andan itibaren roman kahramanlarının arasında dolaşmaya, onlarla yaşamaya başladım. Sanki komşum, ailem gibilerdiler ve akşam eve döndüğümde, kitabı elime aldığımda onlarla vakit geçirmeye başladım. Buna sebep olan şey kitabın açlık, sefalet, çaresizlik, ölüm, ayrılık gibi konuları işlemesine rağmen romantizm ve betimlemelerden uzak olmasıydı. Aslında tam bir realizm akımı kitabı denebilir. Kitaptaki olay örgüsü Amerika’da geçiyor. Sanayileşme ve tekelleşmenin önünde duramayan, bankalara borçlanan ve ödeyemeyen çiftçiler önceleri kendi tarlalarında işçi olarak çalıştırıyorlar. Ancak bir süre sonra traktörlerin yaygınlaşmasıyla bu topraklardan atılarak başka şehirlerde iş aramaya başlıyorlar. Ancak bu durum ülke geneline yayıldığı için çiftçilerin emekleri, varlıkları ve hatta onurları ciddi şekilde sömürülüyor. Aslında kitapta kontrolsüz kapitalizmin vahşetini detaylıca anlatıyor. Kim bilir belki de yurtlarından edilmiş Kızılderelilerin lanetidir… Ömrüm boyunca unutamayacağım karakterler işlendi beynime bu kitapla. Hatta gözlerimi kapadıkça yüzlerini görüyorum sanki karakterlerin. Son olarak kitapta geçen bir kıyaslama dikkatimi çekti. Tarlaları süren bir at kışın çalışmasa bile aç bırakılmaz. Ama insanlar bırakılır…
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
Kitap İncelemesi-Hamlet
Puan vermedi·180 syf.··
2024 3. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2024 00:29
Aslında elimde bir kitabı tutup loş bir ışığın altında okumadım da… Bol yıldızlı ve dolunayın yüzleri aydınlattığı bir vakitte, beyaz ve uzun sakallı, yaşlı ve bilge bir adamla konuştum sanki. Satırlar değil aklımda kalan. Köhne bir trenin homurtusu gibi anlattı bana bu bilge: Aşkı, ihaneti, yaşlanmayı, gençliği, verilen sözleri, cayılan sözleri… Hani iki şehrin hikayesi romanının başında der ya: “En güzel zamanlardı, en kötü zamanlardı. Bilgelik çağıydı, aptallık çağıydı…” Böylesine keskin karakterlerin, keskin olayların arasında ipince bir iplikle, küçük bir hikayenin içerisinde, ne hazineler dokumuş Shakespeare.. Zamanın bir yerinde sana aşığım, hep seveceğim diyerek yanılmışımdır. “Kesin görünen düşünceler değişebilir zamanla, belleğin kölesidir ileriye dönük kararlar, heyecanla doğar ama sonra zayıflarlar” demiştir William. Ne güzelsin demişimdir zamanın bir yerinde. “Öyle güçlüdür ki güzellik, iffet onu kendine benzetemeden, o iffeti çöpçatana döndürüverir” demiştir William. Üzülmüşümdür olanlara. “İmanlı bir yüz ve dindar davranışlarla şeytanın üzerine bile bir kat şeker çekmek mümkün” demiştir. Ve daha nicelerini. Sakin akan bir ırmak gibi, üzerinde süzülmek gibiydi şiirsel anlatımında kitap. Bir su olup akıp gitti adeta. Bir de bir kısım dizi ve filmlerin bazı sahnelerinin bu kitaptan etkilendiğini de görmedim değil. Hele biri varki, bir Türk dizisi. Tuncel Kurtiz Ezel adlı dizide, bir otel odasında, dolap kapısına ateş ederken: “ Şu kapıya bir el ateş etsem kapı acıdan ah diye kıvranır mı?” der ve ateş eder. İzleyenler bilir ve büyülü bir sahnedir. Bu kitapta Hamlet’in öldürdüğü Kral’ın danışmanı adeta bu şekilde ölmüştür. Birkaç filmde de esintilerine rastlasam da uzun uzadıya anlatmaya yerim yok gibi. Okuyacaklara tavsiyem: Kitabın başında
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,5bin okunma
Reklam