Şule Koskos

Şule Koskos
@Sule_koskos
samsun
samsun, 22 Aralık 1998
70 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Suç ve Ceza
Puan vermedi·687 syf.··
2021 12. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2021 19:16
Dostoyevski’nin 1866 yılında yazdığı Suç ve Ceza romanı kendinden açıklayıcı bir isme sahip. En basit cümlelerle anlatmak gerekirse, romanın baş karakteri bir suç işliyor ve cezasını çekiyor. Elbette ne olay örgüsü ne de verilmek istenen mesaj bu kadar tek düze. Roman her ne kadar tek bir karakterin yaşantılarına ve eylemlerine odaklanıyor olsa da, romandaki diğer karakterler de en az baş karakter Raskolnikov kadar önem teşkil etmekte. Raskolnikov’un etrafındaki insanlarla olan ilişkileri onun hakkında çok fazla şey ortaya koyuyor. Ailesine ve özellikle sevdiceği Sonya’ya olan davranışlarından da anlaşılıyor ki, Raskolnikov aslında varlıklarını kendine bile itiraf edemediği birçok duyguya sahip. Romanın bir diğer karakteri olan Svidrigailov da aynı şeylerden muzdarip aslında. Bu iki karakterin kaderleri oldukça benziyor. Suç, aşk, kararsızlıklar, karışık duygular ve ceza… İlk bakışta pek de karmaşık olarak görünmeyen bu iki karakter, psikolojik olarak çok fazla baskı altındalar. Kitapta, zihnine Raskolnikov’unki kadar derinlemesine girdiğimiz tek karakter Svidrigailov oluyor. Ortak ve farklı oldukları yönleri ayrı ayrı incelemektense, bağlantılı olarak gözden geçirmek karşılaştırma yapabilmek açısından daha yararlı olacaktır. Her iki karakter de yapmamaları gereken bazı şeyler yapıyorlar. Raskolnikov kendi kendini kahraman ilan edip durumu kötü olanlar adına adaleti sağlayabileceğini düşünerek tefeci bir kadını öldürüyor. Maalesef sadece bununla da kalmıyor, olay anında eve gelen tefecinin kız kardeşi Lizaveta’yı da planda olmamasına rağmen öldürüyor. Svidrigailov’a bakacak olursak aslında okura kanıtlanmış bir suçu olmadığı görülüyor. Hakkında çıkmış birkaç dedikodu dışında kitapta direkt olarak aktarılan büyük bir suçu yok. Karısının ve bir kölenin ölümünde ve genç
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·324 syf.··
2021 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2021 00:23
Kitabımızda yine ülkemiz, olayın geçtiği zaman ve kişilerin isimleri belli değil. İlk kitaptaki gibi virgülden başka noktalama işareti kullanılmamış. Yazar resmen bitmeyen virgül kullanmış.  Bunların sonucu olarak yazar kitabında evrenselliği yakalamıştır. Yani kitabı her okuyan kendi yaşadığı ortam için ders çıkaracaktır. Onun içindir ki Nobel ödülü kazanmış bir yazar. Görmek kitabımızdaki olaylar Beyaz Körlük salgınından 4 yıl sonrasını anlatıyor. Bu sefer konumuz beyaz veda diyebiliriz.Başkentteki halk boş oy atmaktadır. Bu yasal olarak mümkün olsada demokrasiyi kilitlemiştir. Mevcut hükümete göre bu örgütlenmiş bir anarşi eylemidir. Bunun için çok sert önlemler alacaktır. Meşru işlere bulaşacaktır.Şunu belirtmek isterim 2. Kitap ilk kitap kadar bekleneni vermedi. İlk kitaptaki sürükleyiciliği bulamadım. İlk kitapta olay örgüsünü çözmek neredeyse imkansızdı. Ama bu kitabımızda ben olayların nereye varacağını az çok kestirdim buda sürükleyiciliği düşürdü. Sanki bu kitap zorlama olmuş gibi geldi bana. Hani bazı filmler insanlar üzerinde çok büyük etki bırakır ve gelen bu başarı ile planda olmayan devam filmi çekilir ama sonuç beklenen gibi olmaz. İşte Görmek kitabıda bunun gibi bir şey.Kitaba ikinci bir eleştirim ise sonu çok boşta kaldı gibi geldi bana. İlk kitaptaki gibi kesin bir sonuca ulaşamadı. 
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,9bin okunma
KÖRLÜK SALGINI
Puan vermedi·331 syf.··
2021 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2021 15:47
Bu kitap koronavirüs günlerinde okunması gereken bir kitap José Saramago KÖRLÜK, José Saramago'nun okuduğum ikinci kitabıdır. Önceden ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ kitabını okumuştum ve etkilenmiştim aynı şekilde bu kitabında da etkilendim. Şunu farkettim yazarımız kitaplarında nokta ve virgül dışında başka bir imla kuralı kullanmıyor. Ve karakterlere isim vermiyor yani şu şekilde ilk kör,ilk körün karısı,doktor,doktorun karısı, koyu renkli gözlüklü genç kız, gözü siyah bantlı yaşlı adam, şaşı gözlü çocuk gibi isimler veriyor. Hikayemiz bir adamın trafikte arabasında aniden kör olmasıyla başlıyor. Ordaki yardımsever kişi adamı evine kadar götürüyor. Yardımsever kişi gittikten sonra eşi geliyor ve durumu eşine anlatıp hastaneye gidiyorlar. Adamdan doktora ve doktorun temas ettiği kişilere körlük bulaşıyor ve körlük artıyor. Fakat körlük bildiğimiz karanlık değil tam tersi bembeyaz görülüyor ve insanlar zamanla bu salgına BEYAZ FELAKET adı veriyor. İnsanlar bir akıl hastanesinde bir koğuşta karantina altına alınıyorlar. Karantinada zamanla askerlerde kör oluyor ve kadınlara işkence yapıyorlar. Askerler onları terk edip körler orayı yakıp kaçıyorlar. Şunu farkettim doktorun karısı hiç kör olmuyor ona hiç bulaşmıyor şaşırdım doğrusu. Ama körlük salgınının nasıl ve neden olduğu hiç bilinmiyor.Çok ilginç bir kitap gerçekten kitabını okuduktan sonra filmini BLİNDNESS 'İ izleyin kitabı kadar filmi de etkileyici herkese tavsiye ederim..
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2021 8. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2021 23:56
Öncelikle bu kitabı okuyup anlayan herkesi tebrik ederek başlamak istiyorum. Çünkü oldukça yoğun ve zorlu bir okumayı başardığınızı düşünüyorum. Kitabı bitirdiğimde hiç bir şey anlatmamış gibi ama aynı zamanda çok şey anlatmış gibi bir düşüncede buldum kendimi. Sanırım bu kadar özel bir kitap olmasının sebebi de bu. Kitabı okurken en çok isimler konusunda zorluk yaşadım. Çünkü aynı isimler veriliyordu her doğana... Tabii cinsiyete özel isimlerdi, kızlara Remedios,Úrsula veya Amaranta, erkeklere Aureliano veya Jose Arcadio. Bu yüzden sürekli kitabın ilk sayfasındaki aile soy ağacına baktığım oldu. Kitabın başlarında oldukça kasvetli bir hava vardı okudukça alışıyorsunuz. Zaten yakın akraba evliliği yüzünden yüz yıl sonra soylarının tükeneceği lanetli bir aile anlatılıyor. Yüz yıllık içsel bir yalnızlık. Kitapta efsanevi, mitolojik bir sürü olayla karşılıyorsunuz. Baş kahramanlarımızın evlenmelerine karşı olan aileleri ve çocukları olursa bu çocuğun domuz kuyruklu olacağına inanmaları gibi. Romanın dili oldukça ağır geldi bana. Lakin okumaya değer. Zaten kitapta dikkatinizi çeken güzel karakterler de var '' Büyükanne Ursula '' gibi. Romanda hissedilen duygu daha çok kalabalık bir ailede herkesin bireysel yalnızlıklarıyla boğuşuyor olması ve bütün bunlara karşı evin direği bana göre bel kemiği olan Ursula' nın dayanıklılığı ve başkaldırısı. Romanda aradığınız her şeyi bulabilirsiniz, doğaüstü tasvirler, ölümler, savaş, yargı...
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,5bin okunma