Ne diyoruz bugün? Türkiye' de bir açılım bekliyorsak, bu açılım doğrudan doğruya herkesin kabul edebileceği șekilde bu ülkede yaşayan insanların bütün zorlukları göze alabilecekleri bir dönemi yaşamalarıyla sağlanabilecek bir șey. Yani biz bir kurtuluş bekliyorsak eğer, bu kurtuluş mutlaka öncesinde bir sıkıntıyı gerektiriyor. Bir sıkıntı, ciddi bir sıkıntı, bir mahrumiyet, bir eziyet hatta. Bu eziyeti göze almamız lazım. Bu eziyet nedir? Birbirimizi kabul etmekten dolayı birbirimize verdiğimiz kan. Biz eğer böyle bir dayanışmayı başlatabilir ve bir olgunluğa eriştirebilirsek... Ki burada şiir bizim için müthiş bir mühimmat alanıdır, bütün şiirlerimiz; Ahmet Haşim'in ki de, Tevfik Fikret'in ki de, Nâzim Hikmet'in ki de, Necip Fazıl'ın ki de bizim millet olarak varlık kazanmamızda bir depo, istediğin kadar, istediğin boyutta, istediğin renkte kullanabileceğin müthiş bir küme. Şimdi buna dayanıp ne yapmamız lazım? Bizim millî varlığımıza tehdit oluşturan unsurlara karşı bir cevap vermemiz lazım. Yunanlıların çok beğendiğim bir sözü vardır. Onlar düşmanlar tarafından kuşatıldıkları zaman, "Silahlarınızı teslim edin!" çağrısına şu cevabı verirler: "Gelin, alın!" Anlatabiliyor muyum? Bizim de bütün toplum olarak bu dirayete kavuşabilmemiz lazım. Bu dirayete şiirimizi ciddiye alarak, şiirimizden beslenerek ulaşabiliriz.