Yolunu şaşırıp bizim aramıza düşmüş, kentlerde ve sürü yaşamında soluğu almış bir bozkırkurdu -başka hiçbir benzeti bundan daha çarpıcı niteleyemezdi onu, onun yalnızlığını, vahşiliğini, tedirginliğini, ondaki yurtsama duygusunu ve onun yurtsuzluğunu
O bir bozkır kurduydu, yalnız başına dolaşır, hiçbir yurdu, hiçbir aidiyeti yoktu. İnsanların arasında bir yabancıydı, evde hissedebileceği bir dünya yoktu, ne onların düzenine uyabilirdi ne de onların mutluluğunu paylaşabilirdi.
Ein zu uns, in die Städte und ins Herdenleben verirrter Steppenwolf – schlagender konnte kein andres Bild ihn zeigen, seine scheue Vereinsamung, seine Wildheit, seine Unruhe, sein Heimweh und seine Heimatlosigkeit.