Annem kötü olmuştu.Çuvallar,taşlar hafif gelir sırtına,hayatta bundan ağır yük olmaz bir çocuğa.Ezildim o zaman.Şimdi kırk yaşındayım.Ne bir üzüntüm var ne bir yüküm.Annem evden kaçmadı, kötü olmadı.Yalnız derin bir soluk almak istedi dünyada,dünya izin vermedi ona."Toplumdan izinsiz soluk alırsan,soluksuz bırakır toplum seni."Şimdi ben ne zaman annemi hatırlasam denize girerim,Temmuz ya da Şubat olduğuna aldırmadan.İyi gelir bana bu deniz,bu liman.Soğuktan titreyerek çıkanların ağladığı görülmemiştir bu dünyada.Bu şehirdeki bütün havlular bana annemi hatırlatır.
Kıssadan hisse:Nice tüccaradan,politikacıdan kazık yer de bazı dürüst insanlar,kendileri o işleri yapmazlar,basit görürler ,başkaları yapsın isterler,başkaları yapınca da"Kazık yedik"diye sızlanıp dururlar.DÜRÜSTLER UZAK KALDIKÇA YÖNETİMDEN,ÜÇKAĞITÇILAR AYRILMAZ YERİNDEN.
Bir gün James Williams -tanıştığım eski Google strateji uzmanı-önde gelen teknoloji tasarımcılarından oluşan bir dinleyici grubuna basit bir soru yöneltmiş:"Aranızdan kaç kişi şu an tasarladığınız dünyada yaşamak istiyor?".Odaya sessizlik çökmüş.İnsanlar birbirlerine bakmışlar.El kaldıran olmamış.
"Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen bir mazot kokusuydu babam,kulağımızda çınlayan uzak bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi,gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü."
Oğlum, dedi benim öyle baktığımı görünce;ay hilalken yapılmaz böyle şeyler.Tarhana karılmaz mesela,erişte kesilmez,salça yapılmaz,pekmez kaynatılmaz.Ay hilalken yapılırsa bunlar ya kurtlanır ya da bozulur.Kurtlanıp bozulmazsa bile beti bereketi olmaz.Uzun ömürlü ve bereketli olması için,bu tür şeyleri illaki dolunay varken yapmak lazım.Biz atalarımızdan öyle gördük çünkü.