"Bebeğin adını Mahir koyduk."
“Herifte bir boy, bir endam var ki sanırsın Deniz Gezmiş."
“Bir göz var sanırsın Kızıldere."
"Erim erim eriyesin, bir de benden yiyesin."
"Bu büyükbaşın ne işi var buralarda?"
Toprak donmuştu. Elektriğin ve suyun uğramadığı bu evlerde koyun koyuna uyuyordu halk. Koca bir şehirde küçücük bir fabrika dahi yoktu. Ticaret ölmüştü. Ay ışığına gülümseyecek ciddi bir zenginlik yoktu. Halkın nasıl geçindiğini bir türlü kavrayamıyordu Vali. Dimdik ayakta gülümseyen bu insanların, neyi nereden nasıl getirip lüp lüp yuttuklarını kavrayamıyordu.
"Odunları nerden aldınız, geçenlerde yoktu"
“Cami avlusundan çaldım”
“Dikkatli ol hırsızlığa başlıyorsun”
"Onlar camide ısınıyorlar, biz bu inde donuyoruz. Müslümanlığa sığar mı? Rüyamda allah, 'Ya İsmail kulum kalk, evimde bolca odun var. Git biraz getir, ocağına at' diye bağırdı. Gecenin yarısında çuvalı alıp allahın evine gittim. Allah Gavur'unu sever."