Sultannn

Sultannn
@Sultannn__
‘Kitapları yakmaktan daha büyük bir suç varsa o da onları okumamaktır.’
Savaş ve Barış’la olan savaşım
10/10
·1808 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 21:58
Dikkat! Bu bir inceleme değildir… Kitap üzerine okuma serüvenimdir. Yaklaşık 2000 (1808) sayfalık bir kitabı 1,5 ayda bitirmek benim için adeta bir mucize. Zamanımın çoğu okulda geçiyor. Bilen bilir, okulda okuma saatleri dışında kitabı elinize almaya pek fırsat bulamazsınız. Teneffüste devam edeyim dersiniz, öğretmen arkadaşınız gelir, “Kitap mı okuyorsun? Hadi seni bekliyoruz” diyince akan sular durur ve kitabın kapağı kapatılarak öğretmenler odasının yolu tutulur. Anlayacağınız arkadaş sohbeti, fotokopiler derken okul saati biter. Derste de zaten okuyamazsın. Kitabın en heyecanlı yerine gelmişsindir, son ders ‘hadi çocuklar okuma saati yapalım’ diyerek kitaba biraz daha devam edersiniz. Tabii bu arada ‘yaşasın’ sesleri ile ‘yine mi?’ sesleri birbirine karışır. ‘Yine mi’ diyeni duyan kim… Ders biter eve gelirsin ve gün akşam olmuştur. Aç duracak değilsin ya, karın doyurma aşamasında sesli dinlemeye çalışırsın. Tabii o sırada kafanın içinde kırk tilki dolaşır. Seslendireni duyan kim? Yemekten sonra, o dinlediğin yerleri tekrar okumaya başlarsın, o zaman anlarsın ki, aslında hiç dinlememişsin. Bu arada kitabı okumak için tv bile açmazsın. Günlük rutinini tamamlamak için 1k ziyareti sırasında müzik açarsın sadece (bu süreçte en çok Yol’a Düş’ü dinledim) 1k’ya bakıp çıkayım dersin ama girince çıkmak ne mümkün. Alıntı dışında, kim ne söylemiş acaba diye yorum okumaktan bir türlü bırakamazsın. Sonra bir bakmışsın uyku saatin gelmiş. Şöyle bir baktım da, bu tempoda ben yine iyi okumuşum. Biraz da kitaptan bahsedeyim diyeceğim de, 25,6 bin okuması olan kitabı kim bilmez? O yüzden hiç bahsetmeye gerek yok. Hafızama kazınan karakterlerden biraz bahsetsem benim için yeterli. Prens Andrey’i çok sevdim, Piyer’in salaklıklarına çok kızdım, Nataşa’nın, Elen’in dişiliklerine
Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202125,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
TARİHİN GERÇEK ACISI
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 19:44
Yazıma nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Okurken hissettiğim duyguları anlatmam imkansız. Uzun zamandır ilk defa bir kitabı bitirirken ağladım. Okurken kaç kez boğazım düğümlendi bilmiyorum. En son Savaş ve Açlar’da bu kadar etkilenmiştim. Okuma boyunca kafamda hep aynı soru vardı. Bunlar yaşandı mı? İnsanlar ölümün ağzına gönderildi mi? Yok hayır dedim. Bütün bunlar yaşanmış olamaz. Köylüler köpek gibi çalışıp, beş kuruş almazken üstüne bir de küfür, dayak yemedi… Çalışanlar ‘Bit ütüsü’ adı altında karda kıyamette saatlerce çırılçıplak kalmadı… Recep Çavuş ve iki arkadaşı günlerce göcük altında kurtarılmayı beklemedi… Niyazi ve Hasan çektikleri çileden kurtulmak için köylerine kaçmadı… İsmi Hidayet diye yaşlı bir kadını muhtar domuzu jandarmaya bildirmedi… Maalesef hepsi gerçek… Ama nedense bu çileyi çeken hep fakir fukara olmuş. Zengin yine kurtulmanın bir yolunu bulmuş. “- Neymiş, çatışma varmış Alaman gavuruyla! Bize mi bunun çilesi hep? Şehir uşağı kırıt kırıt kırıtsın sokaklarda, köy uşağının madende anası bellensin…” (s.11) Kitapta kurgu yok. Kitapta gerçekler, yaşanan acılar, çekilen çileler var. Zaten yazar da kitabın giriş bölümünde notunu düşerek yaşananların gerçek olduğunu dile getirmiş. Okuma sırasında aklıma hep Germinal geldi. Germinal’i okuduğum zamanı hatırlıyorum da, bunlar nasıl olabilmiş diye düşünmüştüm. Ama şimdi görüyorum ki, daha acımasızı çok daha yakınımızda ve yakın zamanda yaşanmış. İkinci Dünya Savaşı sırasında, ülkemizde harp geliyor diye diye insanlar ölümün ağzına konulmuş. Harp gelecekse ölüm önce onları alsın der gibi sanki. Harp gelmemiş ama ölüm onları yine de almış. Kitapta bana en çok dokunan Emine’nin yaşadıkları oldu. Belki de bir kadın olduğum için, bilemiyorum. Ah Emine, yüreğimi yaktın! Nasıl kıydılar sana? Hele
1000Kitap
Ölümün Ağzıİrfan Yalçın · ZE Yayınları · 1980168 okunma
Hayat üç gündür, enayilik etmeyin yaşamaya bakın!
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 22:18
“Bir başkaydı Sabri... Adam mayasıydı tam... Kopar kopar adam yap... Has adam ama... Has adam..." (s.135) Evet Sabri tam da böyleydi. Has adamdı. Sabri’yi çok sevdim ama çok da kızdım. Kitap boyunca Sabri’ye sordum durdum. Neden? Neden? Neden? Söyle Sabri, neden hiç isyan etmedin? Neden, ‘yeter artık baba, ben de senin evladınım’ demedin? Ama sen isyan edeceğine, her şeye rağmen o canavar babayı sevdin. Murat bile sana yaptıklarından dolayı düşman olmuşken, sen ona nasıl baba diyebildin? “… canavarın tekiydi babam. Kötülük içine işlemiş derler ya, öyleydi.” (s.110) Okumayı o kadar çok severken, o kadar başarılıyken seni nasıl okuldan alır? Neden ‘okumak istiyorum’ demedin. Neden? Neden? Neden hep sustun? “…onca güzel okuyan Sabri'yi aldı okuldan babam. Göndermedi.” (s.116) Bir baba çocuğuna bunu nasıl yapar diyeceğim de, var böyle babalar maalesef. Ya o cazgır kadına ne demeli. Tükürsen tükürüğüne yazık biri için, hiç sesini çıkarmadan yıllarca kahrını çektin. Manyak kadın, zevk alır gibi, bir de; “Öyle şeyler yaptım ki ona, insan düşmanına bile yapmazdı hani…” (s.70) diyor. Şeytan da bana ‘vur kafasına kazmayı’ diyor. Her ne kadar cezayı savunmuyorsam da bazıları hak ediyor. Sabri’nin manyak karısı gibiler mesela. Annene de çok kızdım. İnsan hiç mi çocuğunu korumaz? “Gel gör ki, ağzını açıp tek söz söylediğini hatırlamam babama. Bir yol olsun, 'Neden böyle yapıyorsun, Sabri de senin oğlun değil mi?' diye sormamıştır.” (s.111) Ama öyle hayat galesine düşmüştü ki, gözü sizi bile görmüyordu. “bir çalışma fırtınasının içindeydi sanki! Bizi var gücüyle sevmeğe bizim çocuk isteklerimize karşılık vermeğe zerre kadar gücü ve zamanı yoktu. Her şey gibi, sevmek te bir zaman işidir tabi..." (s.113) Ah Sabri, ne çekmişsin sen. Ama yine de hayata güzel
1000Kitap
Fareyi Öldürmekİrfan Yalçın · H2O Kitap · 2017402 okunma
Açlık… Yoksulluk… Sefalet…
10/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2025 17:40
Merhaba kitap dostlarım. Uzunnn bir aradan sonraki incelememi Demet’in düzenlediği etkinlik (#276912306) için yazıyorum. Bir hatam olursa şimdiden affola :) Hüseyin Rahmi Gürpınar’la tanışmam (tabii ki tanıyorum, sadece okumamıştım) etkinlikten çok daha önce, Demet sayesinde olmuştu. "Bir bak, seversin" dedi. Ben de baktım. İyi ki de demiş, iyi ki de bakmışım. Beni durdurana aşk olsun :)) Bu kadar girizgah yeter sanırım. Ciddiyete doğru gidelim artık. Evet ne diyordum? Gürpınar’ı okumak… İlk kitabından sonra diline, mizahına, olaylara bakışına hayran oldum; sonra etkinlik denk geldi (Demet sağ olsun) bu sefer de bahaneyle okumaya devam ettim. Gürpınar’ın en sevdiğim yanı, toplumun çürümüş ve yozlaşmış taraflarını öyle doğallıkla veriyor ki, bir yandan gülümserken, diğer yandan "Bu insanlar gerçekten yaşamış olabilir mi?" diye düşünüyor insan. Şimdiye kadar 14 kitabını okudum. Bunların 12 tanesi o kadar eğlenceliydi ki zaman zaman kahkahalarla güldüğümü hatırlıyorum. Hele bazı karakterler var ki, günümüzde yaşayan insanlara benzerlikleriyle bizleri şaşırtıyor. Kitaplarını okurken sanki köydeki Memet emmiyi, Hatçe teyzeyi görüyorum. Hepsi de güldürecek diye bir şey yok tabii… Bazı kitaplarında da yazdıklarıyla gerçekleri tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Okuduklarım arasında iki kitabı var ki diğerlerinden çok ayrılıyor: Hakka Sığındık ve #k:349868. Bu iki kitap güldürmedi, okurken içimi acıttı. Her ikisi de aynı yaraya parmak basıyor aslında. AÇLIK, SEFALET, YOKSULLUK... Hakka Sığındık’ta her ne kadar karakterler hayatla o çetin mücadelelerinden sonra ayakta kalmayı başarıyor gibi görünseler de İffet’te işler bambaşka. Adeta dramın dibini görüyoruz desem abartmış olmam. Yoksulluğun insana neler yaptırabileceğini, açlığın nasıl bir felakete
1000Kitap
İffetHüseyin Rahmi Gürpınar · Kapra Yayınları · 2022386 okunma
Dünyanın en güzel çiçekleri
10/10
·195 syf.··
Beğendi
·
2022 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2022 20:04
Nihayet Bizim Köy'e kavuştum. Okumak için bundan daha güzel bir zaman olamazdı. Neden mi? Merak edenler buyursun... Bazı kitap dostlarım bilir. Mesleğimin 28. yılında yeniden köy öğretmeni oldum. 20 yıl sonra tekrar köyde olmak ilk başlarda bana zor gelse de zamanla alıştım. Köy öğretmeni olmak bence muhteşem bir şey. İstediğin an doğada ders yapabiliyorsun. Tavuk gıdaklıyor, inek bağırıyor, eşek anırıyor! Tam bir senfoni. Çocuklar eve giderken gözün arkada kalmıyor. Kavga etseler de, uyum içindeler. Çünkü hepsi akraba. Köyde en çok hoşuma giden şeylerden biri de, çocukların birbirine olan hitap şekli. "Gülüm!" Ne güzel bir kelime değil mi? "Öyle değil gulüm, böyle olacaadı." (Bu kelime bazıları tarafından 'GULÜM' diye evrilmiş.) Her ne kadar köyde olmak güzel olsa da zorlukları da yok değil. Asıl zorluk okulda teknolojinin olmaması. Teknolojiden de vazgeçtim, telefon çekse razıyım. İstediğin an veliye ulaşamıyorsun. Neyseki evler yakın da, bu sorunu çözebiliyorum. "Huu, komşu! Okula hele bir geliver!" :D Böylece işler kısa zamanda halloluyor :) Hani sayın büyüklerimiz diyor ya, "Biz teknolojide çığır açtık." "İnternetsiz okul kalmayacak." "Fatih projesiyle her okula akıllı tahta ulaştırdık." Hepsi palavra. (Bu arada beynimde Ajda Pekkan'ın "Palavra" şarkısı çalıyor.) Neyse efendim, gelelim ilk zamanlar yaşadıklarıma. Baktım, internet yok. Bari bir akıllı tahtamız olsa da, şöyle bir ders kitaplarını yansıtsam, bütün öğrenciler görse. Arada da patlamış mısır eşliğinde sinema günü yaparız dedim ve soluğu İlçe Milli Eğitim'de aldım. Derdimi anlatınca, sayın şube müdürü, "İlçede bile yok, köye nereden bulalım." dedi. Bunun üzerine ben de "Adam haklı! İlçede olmayan teknoloji köyde nasıl olsun?" dedim ve bağrıma taş basıp, eski usül eğitim - öğretime başladım.
Edebiyat
Bizim KöyMahmut Makal · Literatür Yayıncılık Dağıtım · 20241,564 okunma