Sultan

Sultan
@Sultanokur
Sultan'a göre; Gözlemle, dinle, sus, az yargıla, çok sor!
Varoluşçuluk
"Bugüne deyin çeşitli yanıtlar verilmiş bir sorudur bu. Sözgelişi, Weil'e göre varoluşçuluk bir bunalım, Mounier'e göre umutsuzluk, Hamelin'e göre bunaltı, Banfi'ye göre kötümserlik, Wahl'e göre başkaldırış, Marcel'e göre özgürlük, Lukàcs'a göre idealizm, Benda'ya göre usdışıllık, Foulqué'ye göre saçmalık felsefesidir." Bana göre ise acının ne kadar tatlı olduğudur. İnsanlık her dönemde acının yeşertici tohumları ile iç içe yaşamış ve ondan beslenmiştir. Hatta varoluşu buna bağlıdır. Ancak bu öyle bir varoluştur ki, yalnızca oluşumunu etkiler, insanın bedenen var olması halini değil. 'Cogito' bunun en net halini yansıtır. Düşünmek varlığımızı betimler, tanıtır. Duygularımız ise bunu yaşatır. İnsan düşünce ve duygusu ile hareket edebilen yalnız bir varlıktır. Bu yalnızlık sürü ile harmanlanınca insan düşünmekten ve duygu halinden arınmaya başlar. Kendisi yerine düşünenler vardır, aslında yoktur. Bu tasarruf ile hareket eden insan gün geçtikçe dehşet bir aymazlığa kendini bırakır. Canını, canını var eden edinimleri, normları ve dogmaları bir bir üretir, hatta bunun için koruyucular bile var eder. Tam anlamıyla bitik bir yoksunluk tüm var olmanın yerini almaya başlar. Ne beden ne ruh ne de düşünce ile duygular kalır geriye, sadece işlemsel robotlar. Gerektiğinde ölmesi gereken, çalışması gereken, yaşamaktan feragat etmesi gereken insanlar. Aslında var olmayan insanlar.
Düşünce
Reklam
Sessiz Gemi
Artık demir almak günü gelmişse zamandan Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden, Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal ♾️
Şiir
830
Sen ülkedeki bütün güzellerin başlarının tacısın. Bütün güzeller sana vergi verseler yaraşır. İki şuh gözün, Hıta ve Habeş ülkelerini birbirine katmış, zülfünün büklümlerine Maçin ve Hint diyarları haraç vermiş. Yüzünün beyazlığı, gündüzden... siyah zülfünü siyahlığı, gecenin karanlığından daha parlaktır. Eğer sen, gönül derdine ilaç vermezsen, hakikaten ben, bu hastalıktan kurtulamayacağım. Taş yüreklisin neden merhamet etmiyor, neden daima gönlümü kırıyorsun! Öyle bir gönlü kırmadasın ki sırça gibi nazik. Dudağın Hızır, ağzın abıhayat, boynun selvi, belin kıl, göğsün fildişi!
645
Çam kozalağına benzeyen kalbim sevgilinin çam gibi uzun boyunun hasretiyle söğüt gibi titreyip durmakta. Sevgili, bizi hiçbir pula almasa bile biz, onun başındaki bir tek kılı, iki cihana da satmaz, iki âleme de değişmeyiz.
410
Kaşlarının mihrabını göster de seher çağında ellerimi duaya kaldırayım, boynuna dolayayım... kem göz değmesin. Sana ulaşmak için Babil kuyusundaki Hârut'un yanına bile gitmem lazımsa yüz türlü sihirler yapar, seni elde eder, yine sana ulaşırım. (...)Ben, seni beklemekteyim.