İslamiyet öncesi Türk tarihine dair derli toplu, akademik ama aynı zamanda akıcı bir eser bulmak her zaman kolay değildir. Bu noktada Ahmet Taşağıl, alanında öne çıkan isimlerden biri olarak dikkat çeker. Özellikle Orta Asya Türk tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Taşağıl, eski Çin kaynaklarını doğrudan okuyabilmesi sayesinde Türklerin erken dönemlerine dair birinci elden verilere ulaşabilen nadir tarihçilerdendir.
İslamiyet Öncesi Türkler, bu birikimin somut bir ürünü olarak karşımıza çıkar. Kitap, Türklerin İslamiyet’ten önceki yaşam biçimlerini, devlet teşkilatını, sosyal yapısını, inanç sistemlerini ve göç hareketlerini oldukça kapsamlı bir şekilde ele alır. Özellikle “Türkler nasıl yaşardı?”, “Devlet anlayışları nasıldı?” gibi temel sorulara net ve doyurucu cevaplar sunması, eseri hem akademik hem de genel okuyucu için değerli kılar. Okurken, bozkırın sert rüzgârını, çadırların düzenini ve törenlerin ruhunu adeta hissedersiniz. Kitabı okurken arka fona Altaylardan Tuna’ya açmayı unutmayın :D
Ancak kitabın güçlü yanlarının yanında bazı yapısal zorluklar da dikkat çekiyor. Özellikle konuların işleniş sırasındaki dağınıklık, okuma akışını zaman zaman sekteye uğratabiliyor. Örneğin göç konusu detaylı şekilde anlatıldıktan kısa bir süre sonra Türk aile yapısına geçilmesi, ardından yeniden göç meselesine dönülmesi, okuyucuda bir kopukluk hissi yaratıyor. Bu tekrarlar ve konu sıçramaları, eserin sonlarına doğru okuma motivasyonunu bir miktar düşürebiliyor.
Genel olarak bakıldığında, İslamiyet Öncesi Türkler, İslamiyet öncesi Türk tarihine ilgi duyan herkes için güçlü bir başvuru kaynağıdır. Yer yer akış problemleri yaşansa da içerik zenginliği ve akademik derinliği, bu küçük kusurları büyük ölçüde gölgede bırakır. Eğer Türklerin köklerine doğru bir yolculuğa