" Saadet , hayatı olduğu gibi kabul etmektir..." demiş . Ne doğru söz ! Hayatı oldugu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli , ne de ondan bir şey eksiltmeli.. Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar ; "Bu neden böyle ? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı" deriz ! Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden bunların olmasını ister hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan dendiğin mahluk hiçbirşeyi değiştirmez. Bunun için, gönlün rahat olmasını istersen gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yer yüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma . Sonra en mühimi : Kendi halinden şikayet etmeye alıştırma !
Herkes çok iyi bilir ki bazen bir saatlik süre insana ömür kadar uzun gelirken, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Zamanın bu garip kısalığı ve uzunluğu , o saat içinde yaşanan olaylara bağlıdır..
Zamandan tasarruf edeyim derken aslında başka şeylerden tasarruf ettiğinin kimse farkında değildi. Yaşamlarının gittikçe daha zavallı, daha tekdüze ve daha soğuk geçtiğini kavramak istemiyorlardı.
Nasıl gözleriniz görmeye , kulaklarınız duymaya yarıyorsa, insanın yüreği de zamanı algılamaya yarar . Kör biri için gökkuşağının renkleri ve sağır biri için kuş sesleri nasıl boşunaysa, yürekle algılanmayan zaman da öyle boşa gider , kaybolur . Ama ne yazık ki düzgün atmasını bildiği halde kör ve sağır olan nice yürekler vardır...