Kendi ülkesindeki komünist bir harekete karşı bütün bir barikat ağı ören Fransa, İngiltere ve Almanya, İslam ülkelerinde, etkisi ve kontrolü altında bulunan bütün kurumlar vasıtasıyla bu hareketi desteklemektedir.
İslam Kültürünü kımıldatmayan ve çarmıha gerili bir durumda tutan bu batı romantizmi, bu ülkelerde, ilim, düşünce ve sanat sahalarında en ufak, batı tipinde de olsa, gerçek bir varlık gösterememiş, bir eser ve bir şahsiyet getirememiştir. Hür düşünce, milli kök ve gerçek aşkından mahrum üniversiteler, kısa zamanda bir siyaset mahfilleri halini almış, varoluş gayelerinden oldukça öteye düşmüşlerdir. Edebiyat alanında, çok istemelerine rağmen, nobel alabilecek ve bu armağanı için batılıları utandırmayacak asgari kalitede bir batı tipi sanatçı bile çıkaramamışlardır.
Bu Batı tipi aydınlar, bugün yeni doğan İslam Düşünce ve İdealini mutlaka ikili çalışan ve üçüncü bir ihtimale yer vermeyen batılı bir kafa alışkanlığıyla bir nevi bir faşizm gibi görseler de, ortada bir gerçek vardır ki, İSLAM TEZİ DOĞMUŞTUR.