📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Can yayınlarının Modern Serisi'ne dahil uzun öykü olan bir kitap kendisi. Kitabın arka kapak yazısını okuduğunuzda aslında sizin neyi bekleyecek olduğunu az çok tahmin edebiliyorsunuz. Eğer okumazsanız kitabı başarısız bir bilim kurgu olarak yorumlayabilirsiniz. Ancak kitabın derinlerine indiğinizde toplumsal bir eleştiri olduğunu anlamanız içten bile değil. Ana karakterimiz bir köpek, sokak köpeği, ve bu köpeğin onun yaralarını iyileştirecek olan doktorla yollarının kesişmesi ile tüm olaylar başlıyor. Köpeğe hipofiz bezi -eğlenceli bir bilgi: hipofiz bezinin boşluğuna Sella Turcica (Türk eyeri) diyorlar- ve erkek organı yerleştiriyorlar ameliyat ile. Hikaye bu kısma kadar gayet normal ancak köpeğin narkozdan uyanması ve günler geçmesiyle her şey bambaşka bir boyuta geçiyor. Çünkü hipofiz bezi ile köpeğimiz insanlaşmaya başlıyor. Sadece bilişsel özelliklerde değil, aynı zamanda fiziksel olarak da benzemeye başlıyor. Gün geçtikçe artan bilişsel becerileriyle doktorlar tam bir bağnaz Rus ile karşı karşıya olduklarını anlıyorlar. Köpeğin bu bağnazlığı ve sığlığının sebebi bir zamanlar köpek olmasından dolayı mı yoksa kendisine aktarılan hipofiz bezinin eski sahibinden mi kaynaklandığının ayrımını yapmak o kadar da mümkün değil. Zaten asıl eleştirinin de bu olabileceğini düşünmek her ikisinin de aslında bir noktada birbirlerini beslediklerini söyleme fırsatı verecektir bize. Şunu da eklemek isterim ki, kitap boyunca karşılaştığım birçok olayda aklıma bir atasözü geldi: "Eşeğe altın semer vursalar, eşek yine eşektir". Kendimizi geliştirmediğimiz ve belki de yanlış bilgiler ile geliştirdiğimiz -ya da en azından geliştirdiğimizi sandığımız- zamanlar da kitaptaki köpekten -diğer bir deyişle eşekten- pek bir farkımız kalmıyor. Başkasının hipofiz bezlerine ihtiyaç duymadan insan