Kitabımız Jaguar yayınlarından ve 144 sayfa. Belirgin bir olay örgüsü üzerine kurulu bir kitap değil ancak elbette bir akış mevcut. Kitabın tümünde karakterin beyninin içinden dünyaya bakıyoruz ve aslında bu durum karakteri daha iyi tanımamıza yardımcı oluyor. Çünkü karşılaştığı bir duruma karşı zihninde beliren düşüncelere, onlar daha bir süzgece ve elemeye girmeden ulaşabiliyoruz. Kitabı okurken arasında not düştüğüm yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum çünkü paylaşacağım bu yazı benim kitaptan öğrendiğim en önemli bilgiyi içeriyor.
-Kitabın arasına yazdığım not-
Adam sadece 46 yaşında ama sanki yetmişlerindeymiş gibi davranıyor. Genel olarak karakterin gençlik hayal ve arzuları var ancak bunların hepsi artık mazi olmuş. Bu bana çevremdeki orta yaşın üstündeki insanlara daha farklı bir gözle bakma ilhamı verdi. Bugün bize ketum, huysuz ve salak görünen her insanın gençken peşinden koşmak istediği bir arzu olabilir ve bu yüzden onlara bu kadar merhametsiz yaklaşmamalıyız. Çünkü bizler henüz arzularının peşinde koşan insanlarız ve yolun sonunda tüm bunların bir mazi ve bizim ketum olmayacağımız kesin değil.
-Kitaptan Alıntılar ve Yorumlarım-
-Beynimin ürettiği deliliklerden başka türlü kaçamayacağım için bugün ikinci defa çıkıyorum evden. Oysa hep böyle kaçak bir yaşam sürdüremezsin, diyorum kendime yarı yüksek bir sesle. Tutsağı olduğun kaçış iptilası dışında başka bir tutkun da olmalı.
-Ölüm döşeğinde yatan biri, yaşamaya devam eden herkese kırgınlık duyar muhakkak, diyorum. (Aslında bu durum sadece yaşlılar veya ölümü bekleyen insanlar için geçerli değil. Hayatın olağan akışına ayak uyduramayıp oyun dışı kalan her ruh bir şekilde karşısındakine karşı böyl hissediyor olabilir. Bu yüzden, bir dahakine bir insanı sana olan nefretinden dolayı kınamak yerine; sende
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Beynimin ürettiği deliliklerden başka türlü kaçamayacağım için bugün ikinci defa çıkıyorum evden. Oysa hep böyle kaçak bir yaşam sürdüremezsin, diyorum kendime yarı yüksek bir sesle. Tutsağı olduğun kaçış iptilası dışında başka bir tutkun da olmalı.
Kitabımız Jaguar yayınlarından ve Haruki Murakami'nin sonsözüyle 213 sayfa. Özellikle de sonsözde yazanlarla anladığımız kadarıyla bahsi geçen yazar kendi döneminin çok ilerisinde bir eser ortaya koyup belki de modern Japon edebiyatına bir giriş yapmış durumda ancak bunu da bilinçle değil tesadüfen yapıyor. Kitapta geçen olaylar gerçek bir hayat hikayesine dayanıyor. Olaylar dediğime bakmayın. Kitap baştan sona ruhsal tahliller ile ilerliyor. Dış dünyada olan olaylardan çok iç dünyaya ve iç dünyanın dış dünyaya karşı tutumlarını okuyoruz.
-Spoiler Sayılabilecek Alan-
Kitabın ilk yarısında karakterimizin madenci olmak uğruna göze aldıklarını ve madene olan yolculuğunu okuyoruz ki bizim karakterimiz kitabın her noktasında belirtildiği gibi madenci olabilme potansiyele sahip değil. Çünkü kendisi Tokyo'da ömrünü geçirmiş ve üst sınıf diyebileceğimiz biri. Ancak o yaşadığı bazı olaylardan dolayı (çok az bahsedilen karmaşık bir aşk hayatı) kendisine hiçbir şekilde uymadığını bildiği halde madenci olmayı göze alan biri.
Kitabın sonraki yarısında ise karakterimiz madene ulaşmıştır ve hem maden hayatını hem diğer madencileri hem de madenin bulunduğu köy ile yüzleşme yaşar. En başından beri bu dünyaya ait olmadığı çok bellidir ve birçok kişi bunu ona söyleyerek onu bu işten alıkoymaya çalışır -elbette onun iyiliği için-. Karakterimiz madenci olmakta kararlıdır ancak işler onun beklediği gibi gitmez ve sağlık kontrolünde madende çalışmak için yeterince sağlam olmadığı ortaya çıkar. Bu durum elbette onun bir işte çalışması için engel değildir. Kendisine masa başı bir iş verilir ve yaklaşık 5 ay kadar çalıştıktan sonra istifa ederek ait olduğu topraklara yani Tokyo'ya geri döner.
-Kitaptan Alıntı-
-Olduğum yerde öylece durup bir ağaca dik dik baksam daha iyi olacak sanırım,