Sümeyraa

Öfkeyi bastırmaya çalışmak, patlamış bir su borusundan çıkan suyu durdurmaya çalışmaya benzer… Boru patlayıp su tazyikle dışarı fışkırdığında suyun fışkırdığı yeri kapatmaya çalışmak zor ve anlamsızdır, suyu durdurmak için vanayı kapatmak gerekir… Aynı bunun gibi, öfke dışa vurmaya başladığında müdahale etmeye çalışmak o kadar zor ve anlamsızdır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kalbimde nefes almamı zorlaştıran bir “daralma” hissediyordum, ancak etrafımdaki kimse yaşadığım bu daralmayı nasıl yöneteceğim konusunda bana yardımcı olmuyordu… Hangi duyguyu yaşayacağımı şaşırmış halde ortada dolaşıyordum, biri çıkıp da bana “ ağlamak istiyorsan ağla, bastırma kendini” demiyordu… Geri dönüp baktığımda o dönemde zaten çevremdeki insanların pedagojik farkındalığının da pek yüksek olduğunu göremiyorum… Halbuki çocuk eğitiminin en önemli iki konusundan biri, çocuğa, “ zorda kaldığı sırada duygularını yönetmeyi” öğretmek… Bir diğeri de sosyal yaşama ait “ davranış eğitimi” vermekti…
Grip ile cebelleşirken kitabım yarıda kadı, ama bırakmak yok
“Fakat öyleleri var ki, bunlar kahramanlık maskesi altında kendi bencil kazançları için hiçbir şeyi feda etmekten Çekinmezler, etraflarına hakaret yağdırırlar. Ne yazık ki bunlar, davaların en büyüğü için cephede çarpışan evlatlarımıza bile dil uzatıyorlar. Savaştan yararlanarak keselerini doldurmak istedikleri şuradan belli ki çocuklarımız morfin ve kinin eksikliğinden inim inim inlere bizlere şikayet dolu mektuplar gönderirken, onlar gemilerini İpekli kumaş, dantel gibi lüzumsuz şeylerle dolduruyor ve bunu da saklamaya bile lüzum görmüyorlar. İşte ben, Robert Lee’yi izleyen insanların kanını emen bu vampirlerden bahsediyorum. Bu adamlar, Bütün vatanseverlerin abluka kaçakçılarından nefret etmelerine yol açıyor. Evlatlarımız yalınayak cephede dövüşürken bu serserilerin pırıl pırıl boyalı çizmeleri ile aramızda cirit atıp bizi taciz etmelerine nasıl dayanabiliriz? Oğullarımız kamp ateşin etrafında titreşir ve küflü domuz pastırması kemirirken, bunların karşımızda şampanya içip Strasburg peyniri zıkkımlanmaları bize hakaret değil mi?”
Artık güneş ufkun arkasına saklanmıştı. Dağlar ve bütün gökyüzü havai maviden tavşan yumurtası renginde yeşilimsi bir maviye dönüyordu. Scarlett’ın etrafını taşra sessizliğinin hüzünlü akşamları sarıyordu. Gölgeler hiç belli olmadan koyulaşıyordu. Toprak o Efsunlu kan rengini kaybetmiş ve hep bildiğimiz kahverengi toprak oluvermişti birdenbire. Yolun öte yanındaki otlakta atlar katırlar ve inekler sessizce duruyor ahıra götürülmeyi bekliyorlardı. Bu sessizlik, bu alacakaranlık onların da hoşuna gitmiyor olacaktı ki yalnızlıktan kurtulmak için onunla arkadaş olmak İster gibi Scarlett’a bakarak kulaklarını oynatıyorlardı.
Aramızdaki uçurumun farkında olmasına farkındaydım da kalbim aklıma mukavemet ediyor, hakikatin kalın ve paslı zincirlerini kırıp beni rüyaların sonsuz maviliğine itiyordu. Bedbaht olacağımı bile bile kendimi o rüya cennetine bırakmıştım, hiç olmazsa uyanana kadar, alınyazımın ördüğü kalın duvara toslayana kadar aşkın lezzetini tatmaya devam edecektim. Âşıklar yorulmaz, yorgunluk dünya işlerine mahsustur.