Sümeyye Keskin

@Sumkes·
·
sabitlendi
Ölüyü defnetmeyi ticarete çevirdiler Sanki bir çuval yün ya da bibermiş gibi: Bu işlerde çok açıkgözdürler Önce parayı avuçlarına saymazsan Ölüyü kabul etmezler bile; Sonra gidip yer içerler Para ödeyenlerle dalga geçer, Güzel yataklarda, zengin sofralarda hayatın tadını çıkarırlar.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Momo Üzerine
10/10
·304 syf.··
2024 15. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2024 18:07
Michael Ende’nin ölümsüz yapıtı Momo, modern insanın zamanla olan sancılı bağını bir çocuk masalı örtüsü altında anlatan sarsıcı bir toplum eleştirisidir. Kitabı derinlemesine incelediğimizde, karşımıza sadece bir zaman hırsızlığı öyküsü değil, aynı zamanda insanın öz ruhundan kopuşuna tutulmuş bir ayna çıkar. Bu anlatıda duman adamlar, aslında dışarıdan gelen yabancı düşmanlar değil; insanın içindeki "daha çok, daha hızlı, daha verimli" olma hırsının ete kemiğe bürünmüş halidir. Onlar, insanları birer düzeneğe dönüştürmek isterken boş vakitleri "çöpe atılmış anlar" gibi hissettirirler. Bir dostu ziyaret etmek, bir çiçeğe su vermek ya da sadece pencereden dışarı bakmak, onların gözünde birer kayıptır. Bugünün dünyasında her anımızı bir kazanca ya da bir içeriğe dönüştürme baskısı, tam olarak bu duman adamların purolarından yayılan o zehirli ve donuk dumanı andırır. Momo ve Beppo, bu gri kuşatmaya karşı iki farklı ama birbirini tamamlayan direniş biçimini temsil ederler. Momo’nun gücü bir şey "yapmakta" değil, sadece "orada olmakta" gizlidir. O, kimseyle yarışmaz ve kimseyi yargılamaz; onun o eşsiz dinleme yetisi, aslında karşısındakine kendi değerini geri vermektir. Momo sayesinde insanlar, dış dünyanın gürültüsünden sıyrılıp kendi iç seslerini duymaya başlarlar. Beppo ise "yol süpürme" felsefesiyle modern dünyanın "hedef odaklılık" takıntısına karşı çıkar. Onun için önemli olan yolun sonu değil, o anki fırça vuruşudur. Eğer sadece bitiş çizgisine bakarsak, aradaki yaşamı ıskalarız. Beppo bize yavaşlamanın bir geride kalmışlık değil, bir yaşam ustalığı olduğunu kanıtlar. Ende, zamanın mekanik bir kavram olmadığını "Zaman Çiçekleri" simgesiyle anlatır. Her insanın gönlünde, o kişiye özel bir zaman çiçeği açar. Eğer zamanımızı sevgiyle, merakla ve ilgiyle yaşarsak bu
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,2bin okunma

Sümeyye Keskin

, bir kitap okudu
8/10
·48 syf.·
2026 2. kitabı
Emile Zola
7.1/10 · 24,3bin okunma
Öğrenci Kız Üzerine
9/10
·64 syf.··
2025 12. kitabı
Osamu Dazai’nin kaleminden çıkan Öğrenci Kız, aslında sadece genç bir kızın sabah uyanışından gece uyuyana kadar geçen o kısıtlı zaman dilimini değil; insan ruhunun en savunmasız, en gürültülü ve en çelişkili anlarını anlatıyor. Kitabı okurken kendimi bir başkasının iç dünyasına sızmış, onun en mahrem düşüncelerini gizlice dinliyormuşum gibi hissettim. Dazai, 1930’ların Japonya’sında kaleme aldığı bu metinde, zamandan ve mekandan bağımsız bir varoluş sancısını resmetmeyi başarmış. Karakterin aynaya bakarken hissettiği o anlık yabancılaşma, toplumun beklediği o "neşeli ve uyumlu" maskeyi takma zorunluluğu ve bir saniye önce umut doluyken bir saniye sonra derin bir anlamsızlığa sürüklenmesi, her devrin insanı için sarsıcı derecede tanıdık. Yazar, insan psikolojisindeki o ince sızıları, ergenliğin getirdiği o hem kibirli hem de kırılgan ruh halini muazzam bir dürüstlükle kağıda döküyor. Kitapta büyük olaylar, aksiyon dolu sahneler yok; sadece tren yolculukları, beğenilmeyen elbiseler, anneyle paylaşılan sessiz anlar ve bitmek bilmeyen "ben kimim?" sorgulaması var. Sıradanlığın nasıl bu kadar felsefi ve çarpıcı olabileceğini görmek, Dazai’nin insan sarraflığının bir kanıtı gibi. Karakterin kendi içindeki tutarsızlığı, bazen kendine duyduğu nefret, bazen de dünyaya karşı hissettiği o saf merak o kadar çıplak ki, her cümlede kendinizden bir parça bulmanız an meselesi. Belki de bu yüzden Öğrenci Kız, biten bir hikayeden ziyade, hepimizin içinden geçen o sessiz çığlığın bir yankısı gibi hissettiriyor. Mutluluğun gelmeyeceğini sezip de yine de bir umutla yastığa baş koymanın o hüzünlü ama insani avuntusuyla baş başa kalıyoruz. Eğer ruhunuzun en kuytu köşelerindeki o "isimsiz" hüzünlere bir tercüman arıyorsanız, Dazai’nin bu kısa ama derinlikli eseri size harika bir ayna
Öğrenci KızOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202213,6bin okunma
Peynir ve Kurtlar Üzerine
10/10
·214 syf.··
2024 14. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2024 23:47
Bazı kitaplar sadece bilgi vermez; tarihin karanlık köşelerinde unutulmuş bir ruhun sesini, yüzyıllar ötesinden bugüne, sanki hiç eskimemiş gibi taşır. Carlo Ginzburg, Peynir ve Kurtlar eserinde tam olarak bunu yapıyor: 16. yüzyılın sisli İtalya’sında, Friuli dağlarının gölgesinde yaşayan bir değirmencinin –Domenico Scandella, namıdiğer Menocchio’nun– zihin dünyasına, adeta bir cerrah titizliğiyle sızıyor. Menocchio’nun evreni hayal ediş biçimi, o dönem için sadece bir "sapkınlık" değil, sarsıcı ve şiirsel bir meydan okumaydı. Onun gözünde dünya, yoktan var edilmiş bir boşluk değildi; o, her şeyin başında sütün içinde yavaşça pıhtılaşan bir peynir gibi, büyük bir kaosun olduğunu hayal ediyordu. "Tıpkı sütün içinde peynirin oluşması gibi, bu kütleden bir pıhtı meydana geldi ve bunun içinde melekler türedi; tıpkı peynirin içindeki kurtçuklar gibi..." diyerek, Tanrı’yı ve melekleri göksel bir tahttan indirip maddenin özüne, o canlı ve devingen dokunun tam içine yerleştiriyordu. Bu çarpıcı metafor, sıradan bir insanın resmi dogmaların dışına çıktığında kendi mitolojisini, kendi kutsalını yaratacak kadar devasa bir hayal gücüne sahip olduğunu kanıtlar. Kitabın asıl büyüleyici tarafı ise Menocchio’nun eline geçen kısıtlı kitapları, Decameron’dan İncil’e kadar uzanan o dar ama derin eserleri, nasıl "vahşi" bir iştahla tükettiğini görmektir. O, metinleri pasif bir şekilde kabul etmez; onları kendi köylü mantığıyla, toprağın ve suyun bilgisinden süzülen bir gelenekle, tabiri caizse kendi işletim sisteminde yeniden kodlar. Ginzburg bize burada okuma eyleminin aslında ne kadar politik ve özgürleştirici bir eylem olduğunu gösterir. Menocchio, egemen kültürün kelimelerini çalıp onlarla kendi özgürlük alanını inşa eden bir kelime işçisidir; resmi dili kendi hayat lehçesine çeviren
Peynir ve KurtlarCarlo Ginzburg · Metis Yayınları · 2021882 okunma