Süm

Ölüme gözyaşı dökmenin derecesi, ölümün kendi benliğine yakınlaşma derecesi kadardır. Bu yüzden en çok kendi benliğimize yakınlaşan varlıkların ölümüne ağlıyor insan.
Sayfa 17
Reklam
Küçük bir ev ve biraz huzur. Çok değil ama bir parça olsun huzur, hepimizin derin yaralarını iyileştirecekken, mültecilere özgü güvensizliklerle büyüyen yalnızlığımızı dindirecekken; o iki göksel kelime yanyana gelip, fitili çıkmış gömlek yakası gibi boynumuzu tahriş ediyor.
Sayfa 15
Aradan bir süre geçtikten sonra bir kadının susuşunda ne anlamlar bulunduğunu ve sereserpe konuşmanın ne düşünceler gizlediğini de öğrenecektim.
Sayfa 41
Beni yargılayanlar nasıl çaba harcadığımı bilselerdi bana böyle karşı çıkacakları yerde gözyaşlarımı silerlerdi.
Bir ağacın altına oturuyor, kederli düşler içinde kaybolup gidiyor, kitaplık memurunun aydan aya dağıttığı kitapları okuyarak vakit geçiriyordum. Ne acılar, ne acılar gizliydi bu korkunç yalnızlığın içinde! Ne kederlerle dolup taşıyordu bu terkedilip kalmışlığım!
Reklam