Ölüme gözyaşı dökmenin derecesi, ölümün kendi benliğine yakınlaşma derecesi kadardır. Bu yüzden en çok kendi benliğimize yakınlaşan varlıkların ölümüne ağlıyor insan.
Küçük bir ev ve biraz huzur.
Çok değil ama bir parça olsun huzur, hepimizin derin yaralarını iyileştirecekken, mültecilere özgü güvensizliklerle büyüyen yalnızlığımızı dindirecekken; o iki göksel kelime yanyana gelip, fitili çıkmış gömlek yakası gibi boynumuzu tahriş ediyor.
Bir ağacın altına oturuyor, kederli düşler içinde kaybolup gidiyor, kitaplık memurunun aydan aya dağıttığı kitapları okuyarak vakit geçiriyordum. Ne acılar, ne acılar gizliydi bu korkunç yalnızlığın içinde! Ne kederlerle dolup taşıyordu bu terkedilip kalmışlığım!